Merhabalar
Halka Dergi’nin yedinci sayısıyla tekrar merhaba. 2024’ün son ayları dünya ve ülkemiz için çok yoğun geçiyor. 8 Aralık’ta Suriye’de Esad ailesinin iktidardan düşmesinin yarattığı gündem bir çok açıdan oldukça diri. Bu hadisenin ülkemizde yaşayan göçmenler için de oldukça anlamlı bir karşılığı var. Ayrıca Halka Dergi Ekibi olarak da yoğun bir dönemden geçtik. Bütün bunlarla birlikte Kasım-Aralık sayısını çıkardığımız için çok mutluyuz.
Bu sayıda “Göç, Göçmenlik ve Toplumsal Muhalefet” başlıklı bir dosya ile çıkıyoruz. Bu başlık ile özellikle ülkemiz için oldukça diri ve önemli olan bir konuyu tartışmayı ve tartıştırmayı düşündük. Dosya kapsamında göç olgusunun farklı veçhelerine dair yazılar bulacaksınız. Özellikle toplumsal muhalefetin ve siyasetin dinamiklerini ortadan kesen bir mesele olması nedeniyle enine boyuna tartışılması gereken, zor bir konuyu seçtiğinizin farkındayız. Umarız bu sayı ile meseleye dair anlamlı bir katkı sunmuş olacağız.
Bu sayıya hep yaptığımız gibi geçtiğimiz iki ay boyunca gündemimizi meşgul eden konuları aktarıp kısaca değerlendirdiğimiz Halka’nın Gündemi ile başladık.
Dosyanın ilk yazısında Fikret Soysal, “Göçmenler, Kapitalizm, Sol” başlıklı yazısıyla göç meselesinin kapitalizmle ilişkisini tartışarak sol siyasetin alması gereken tutumu değerlendirdi. Ercüment Akdeniz, “Yeni Savaş Düzeninde Göç” başlıklı yazısıyla, bölgesel dinamiklerle ve emperyalizm olgusuyla birlikte göç olgusunu yazdı. Leen Ali, “Göçmen Bir Kadın Olmak” başlıklı yazısıyla, kendi tecrübesi üzerinden Türkiye’de yaşayan göçmen kadınların karşılaştıklarını aktardı. Muhammed Gazali Kılınç, “Bir Tespit, Suriyeli Göçmenlerin Ahvali ve Bir Öneri” başlıklı yazısıyla, Suriyeli göçmenlerin statülerini ve yaşadıkları eşitsizlikleri değerlendirdi. Toros Haşhaşoğlu, “Göçmen Nereye Aittir?” başlıklı yazısıyla, kişisel tecrübesi üzerinden göçmen olmanın farklı görüntülerini ve aidiyet duygusunu yazdı. Bu sayıda bir soruşturma ile Türkiye’deki göçmenlik meselesi üzerine hazırladığımız bazı soruları DEM Parti Milletvekili Özgül Saki’ye ve Suriye Demokratik Sol Parti siyasi büro üyesi Zeki Aldroubi’ye yönelttik, verdikleri kıymetli cevapları “Türkiye’de Göçmenler ve Toplumsal Mücadele” başlığıyla yayınladık. Dosya bağlamında Mevlüde Ecem Öksüz, Natalie Gruber’in Yunanistan’da göçmenlerin yaşadıklarına dair yaptığı kampanya sonrasında ajan ilan edilmesi ve hakkında dava açılması üzerine yazdığı izlenimleri, “Yunanistan hükümeti beni casuslukla suçladı. Ben ise şiddete maruz kalmış insanlara yardım ediyordum” başlığıyla çevirdi. İrem Şimşek dosya için Göçmenlerle Kardeşiz İnisiyatifi üyeleriyle bir röportaj gerçekleştirdi, röportajı ““Hem iktidar hem de muhalefet, göçmenleri siyasi tartışmaların bir aracı haline getirdi.”” üst başlığı ile yayınladık. Bedri Soylu, “Uzun Yola Çıkmaya Hüküm Giymek” başlıklı yazısıyla, göçmenlere dair Bosna Hersek ve Sırbistan’da edindiği bazı izlenimleri aktardı. Kamil Kani Aygördü, “Korkunun Siyaseti” başlıklı yazısıyla sağ popülist siyasetlerin, göçmen meselesinin öne sürülmesi dahil olmak üzere korku siyasetini üretme dinamiklerini tartıştı. Mustafa Emin Büyükcoşkun, Berlin’de yaşayan tiyatrocu ve göçmen hakları aktivisti Mehmet Özgür Bahçeci’ye Almanya’da göçmenlik hakkında sordu.
Bu sayıda dosya dışında iki yazı var. Gülçin Tunalı, “Emevi Camii’nde Cuma Namazı Bize Neyi Anlatır?” başlıklı yazısıyla Suriye’de yaşanan son gelişmeleri bazı tarihi görüntülerle birlikte değerlendirdi. Zeki Kılıçaslan, “Bir “hekimden”, bir “hemşireden” canavar yaratan sağlık sistemimiz” başlıklı yazısıyla, son dönemde kan dondurucu bir soruşturma ile karşılaştığımız bir hadise üzerinden, sağlık sistemimizdeki ticarileşmeyi ve yozlaşmayı yazdı.
Halka Dergi’nin sonraki sayılarında yine görüşmek üzere, selamlar.
[24.12.2024]





