Halka Dergi’nin 6. sayısında geçen iki ayda gündemimize takılan meseleleri Halka’nın Gündemi başlığıyla derledik.
Fernas Maden İşçilerinin Direnişi Ankara’da Devam Ediyor!

AKP Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’nun sahibi olduğu Fernas Madencilik’te, ölüm riskiyle çalışan işçiler insanlık dışı çalışma koşullarına karşı Bağımsız Maden-İş Sendikası’nda örgütlenmişlerdi. Sendika üyesi 6 işçinin işten atılmasıyla maden işçileri iş bırakarak direnişe geçti. Direnişçi işçilere kolluk kuvvetleri müdahale etti ve 70 işçi ve sendikacılar polis şiddetiyle gözaltına alındı. Soma’daki maden önünde işçilerin direnişi devam ederken, patronun Bodrum’daki lüks otelinin önünde de eş zamanlı eylemler yapıldı. Ankara’da Çalışma Bakanlığı önünde, İstanbul’da Fernas’ın büyük ortakları Sabancı Holding ve Koç Holding önünde eylemler yapıldı. Fernas patronuyla ilişkili her kurumu eylem alanına çeviren ama talepleri için bir muhatap bulamayan madenciler direnişlerinin gününde Soma’dan Ankara’ya yürüyüş başlattı. Yürüyüş boyunca, şehir merkezlerinde açıklamalar yapıldı, birçok mücadeleci sendika Fernas işçileriyle birlikte yürüdü. Ölmemek için direndiklerini söyleyen işçiler, bir yerden sonra ayak tabanları patladığı için yalın ayak yürümeye başladılar. “Bu yürüyüş yalnızca Fernas madencilerinin değil, tüm Türkiye işçi sınıfının yürüyüşüdür” diyen Fernas işçileri 8 gün boyunca kilometrelerce yol yürüyerek 2 Ekim günü Ankara’ya vardılar. Ankara girişinde polis barikatlarıyla işçilerin şehre girişleri engellenmeye çalışıldı fakat işçilerin inadı ve direnişiyle yol açıldı. Yalın ayak Meclis’in önüne geçen madenciler burada açıklama yaparak seslerinin duyulmasını ve taleplerinin bir an önce karşılanmasını istedi. Günlerdir, tüm partilerin milletvekilleri ile görüşmeler yapan işçilere henüz gerçek bir çözüm teklifi sunulmadı. Bir de bunun üstüne patron Ferhat Nasıroğlu, mecliste yaptığı yalan yanlış açıklama ile işçilerin direnişini gölgelemeye çalıştı. Madenciler ise yazdıkları açık mektupla, patronun her iddiasına kanıtlarıyla cevap verdi. Fernas işçilerinin, tüm Türkiye işçi sınıfının gündemine oturan direnişi devam ediyor. İşçilerin en temel talepleri şunlar: Ücretler Soma ortalamasına çekilsin, İSİG önlemleri alınsın, banka promosyonları verilsin, işten atılan işçiler işe geri alınsın. Madenciler, yer altında ölmemek için, yer üstünde haysiyetli bir yaşam için direniyor. Bu mücadele hepimizin, hep birlikte seslerine ses olalım!
As Plastik İşçileri Grevde!

İstanbul Hadımköy’de bulunan As Plastik fabrikasında işçiler 19 Eylül’den beri grevde. Düşük ücretlere, 12 saate varan çalışma saatlerine ve mobbinge karşı Petrol-İş sendikasında örgütlenen As Plastik işçileri iki yıldır toplu sözleşme yapabilmek için mücadele ediyor. Bu iki yıllık süreçte patron sendikanın yetkisine itiraz etti, öncü işçileri işten attı, üyelikten istifa etmeleri için işçilere baskı yaptı ama As Plastik işçilerinin gücünü kıramadı. Geçtiğimiz günlerde ise TİS görüşmelerine gelmeyerek ve 10 işçiyi daha işten atarak süreci baltalamaya ve işçilere gözdağı vermeye çalıştı. TİS’te anlaşma sağlanamaması üzerine 19 Eylül’de greve çıkan işçilerin en temel taleplerinden biri bu süreçte işten atılan arkadaşlarının işe iade edilmesi. As Plastik işçileri, 2023’te 28 işçinin işten atılması sonrasında yaptıkları fiili grevle arkadaşlarının işe geri dönmesini sağlamıştı. Grevdeki işçiler, eski mücadele deneyimlerinden aldıkları güçle yola devam ediyorlar. Tüm engellemelere ve patronun grev kırıcılığına rağmen, insanca ve onurlu bir yaşam için mücadele eden As Plastik işçilerinin yanındayız. TİS derhal imzalansın, atılan işçiler işe geri alınsın!
Kadınlar Yaşamak İstiyor!

Ekim ayında Semih Çetin isimli fail, yarım saat arayla İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’i İstanbul’da vahşice katletti. Cinayetin ardından, ülkenin dört bir yanında kadınlar sokağa çıktı ve kadın cinayetlerine karşı önlem alınması için çağrı yaptı. Türkiye hükümetinin 2021’de fesh ettiği İstanbul Sözleşmesi de bu süreçte yeniden gündeme geldi. İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsaydı ve aktif bir şekilde uygulansaydı bu cinayetler yaşanmayabilirdi. Kadın cinayetlerinin giderek artmasının en temel sebebi, emniyet ve yargı tarafından kadınları koruyucu önlemlerin alınmaması, kadınları “öldürmenin” cezasızlıkla sonuçlanması ve faillerin teşvik edilmesidir. Bu yüzden, bu cinayetlerin failleri sadece erkekler değil, bu erkek şiddetini meşrulaştıran, failleri aklayan, patriyarkanın sürdürücüsü devlettir. Türkiye’de kadınlar, katledilen her bir kadının hesabını sormak ve kendi yaşamlarını korumak için mücadeleye devam edecek.
KYK Yurt Ücretlerine %50 Zam Yaptı!

Hükümet, Temmuz ayında asgari ücret için enflasyon güncellemesi yapmazken ve TÜİK enflasyon rakamlarını düşük gösterirken, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurt ücretlerine %50 oranında zam yaptı. Böylelikle KYK yurtlarında en düşük ücret 345 TL’den 517 TL’ye, en yüksek ücret ise 570 TL’den 855 TL’ye çıktı. Türkiye’de öğrencilik günden güne daha masraflı bir hal alıyor ve yoksul ailelerden gelen öğrencilerin üniversiteye devam etmesi giderek zorlaşıyor. Üniversite öğrencilerinin büyük bir kısmı çalışarak geçinmeye ve eğitime devam etmeye çalışıyor. Bununa birlikte öğrenciler, barınma ihtiyaçlarını karşılamak için devlet tarafından sübvanse edilen cemaat yurtlarına yönlendiriliyor. Öğrenciler için güvenceli, ucuz ve temiz barınma hakkını sağlamak öncelikle KYK’ya düşen bir sorumluluktur. Öğrenciler, zamlardan ve artan eğitim masraflarından dolayı tepkililer.
Narin’in Failleri Bulunsun!

8 yaşındaki Narin Güran, 21 Ağustos’ta Kuran kursuna gitmek için evden çıktı ve bir daha dönmedi. Narin’i bütün köy halkı yaklaşık 20 gün boyunca aradı. Cinayetin aydınlanması için bütün Türkiye tepki gösterdi. Narin’in cesedi 8 Eylül’de daha önce aranmış olan köye yakın bir derede bulundu. İddialara göre cinayet akrabaları tarafından işlenmişti ve aramaya katılanların bazıları da suç ortaklarıydı. Bölgede etkili olan siyasi figürlerin de gecikmeden dahil olduğu bir soruşturma süreci başladı. Cinayete dair birçok iddia ve spekülasyon yapıldı. Spekülasyonlarla olayın magazinleştirilmesini kabul etmiyoruz. Narin’in failleri, sadece aile ve akrabaları değil, önceki çocuk cinayeti ve istismar vakalarında yıldırıcı cezalar vermeyen yargı ve yasaklarla olayın üstünü örtmeye çalışan siyasilerdir. Narin’in ölümü hakkında etkin bir soruşturma yürütülsün, failler en ağır şekilde cezalandırılsın!
Gebze’de 50 Sokak Hayvanı Ölü Bulundu!

Sokakta yaşayan hayvanların katledilmesinin önünü açan yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından Türkiye’nin birçok şehrinden hayvanlara yönelik katliam haberleri gelmeye devam ediyor. 10 Ekim sabahında Gebze’de aralarında yavru kedi ve köpeklerin bulunduğu 50’ye yakın hayvan ilaçla öldürülmüş olarak bulundu. Haberin duyulması üzerine çok sayıda hayvan hakları savunucusu olay yerine gitti, ülke genelinde protestolar yapıldı. Birçok insan gözaltına alındı. Çıkarılan yasanın yarattığı boşluk, hayvanlara dönük katliamın yaygınlaşmasına ve kolayca gerçekleştirilmesine neden olmaya devam ediyor. Anayasaya aykırı olan bu yasa iptal edilmeli ve hiçbir savunması olmayan ve gündelik hayatımızın parçası olan hayvanların canlarına kastedilmesinin önüne geçilmelidir.
Siyonist Oluşum Beyrut’a Bomba Yağdırdı

1948 yılından beri katliam üstüne katliam yapan İsrail, 7 Ekim direnişinin destekçilerinden Hizbullah örgütüne saldırmak amacıyla Lübnan’ın başkenti Beyrut’u defalarca bombaladı. Bu bombalamalar sırasında Hizbullah’ın genel sekreteri Hasan Nasrallah da öldürüldü. Yükselen tansiyon, İsrail’in Lübnan’a kara operasyonu başlatması ile bir başka aşamaya geçti. Biz bu sayıyı hazırlarken, Hamas’ın yeni lideri Yahya Sinvar, İsrail’in saldırısı sonucu hayatını kaybetti.
Hikmet Kıvılcımlı’yı Ölüm Yıldönümünde Anıyoruz!

Hikmet Kıvılcımlı 23 yıl önce 10 Ekim’de Belgrad’da prostat kanseri ile boğuşurken hayatını kaybetti. Ömrü boyunca içinde yaşadığı halka yabancı olmayan bir sınıf mücadelesinin imkânlarını, teorisini ve pratiğini mesele etti. Anti-emperyalist ve halkçı tutumunu asla bırakmadı. Mücadelesinin karşılığında uzun yıllar hapis yattı. Bu ülke için güçlü bir fikri miras bıraktı. Hikmet Kıvılcımlı’yı, bu büyük devrimciyi, ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.
Ayşenur Ezgi Eygi Şehit Oldu

Washington Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunu olan Ayşenur Ezgi Eygi, ISM organizasyonu ile birlikte gittiği Nablus’ta 6 Eylül 2024 tarihinde, Nablus’taki çiftçilerin yaptığı işgal karşıtı barışçıl bir protestoda Siyonist oluşuma tabi bir keskin nişancı tarafından eylem sırasında şehit edildi.
İş Cinayetlerinde Ölmek İstemiyoruz!

Oba Makarna Türkiye’nin en büyük makarna üreticilerinden biri. 15 Eylül’de Sakarya’nın Hendek ilçesindeki fabrikada bir patlama meydana geldi. Patlama sonrasında, 12 yaşında bir çocuğun da içinde olduğu 30 işçinin yaralandığı ve 1 işçinin öldüğü açıklanmıştı. Son haberlere göre ise patlamada hayatını kaybeden işçi sayısı 5’e çıktı. Sakarya’daki Büyük Coşkunlar Havai Fişek fabrikasındaki patlamanın üzerinden yalnızca 5 yıl geçti, işçi ailelerinin adalet mücadelesi hâlâ sürüyor. Evrensel’de yayınlanan Hilal Tok’un haberine göre Coşkunlar’da patlamayı yaşayan
bazı işçiler Oba Makarna’da işe başlamış ve burada da benzer bir süreç yaşamışlar. Patronların almadıkları İSİG önlemleri, devlet kurumları tarafından yapılmayan denetimler, üstü örtülen ihmaller, işçilerin her gün işyerlerinde katledilmesinin önünü açıyor. Çalışırken ölmek istemiyoruz, canımızı patronların insafına bırakmayacağız!
7 Ekim’in Üzerinden 1 Sene Geçti

7 Ekim 2023’te Filistin direnişinin Hamas önderliğinde İsrail oluşumuna gerçekleştirdiği operasyonun üzerinden bir sene geçti. Gerçekleştirilen operasyonun akabinden itibaren Gazze’de soykırım ve katliama her gün bir yenisini ekleyen İsrail, bugün halen Gazze’de kontrolü sağlayabilmiş değil. Bir senedir süren soykırım ve İsrail’in bitmek bilmeyen savaş taraftarlığı neticesinde bölgede yükselen tansiyon, İsrail’in İran’ın Suriye elçiliğini bombalaması ile eşik atlamış, İran’ın cevap olarak Telaviv’i vurmasına sebep olmuştu. İsrail, katliamını bölge sathına yaymaya çalışır iken Türkiye’den BOTAŞ aracılığıyla İsrail’e petrol akışı halen devam etmekte. Ayrıca İsrail ile kesildiği iddia edilen ticaretin 3. ülkeler üzerinden devam ettiğine dair iddialar da gün geçtikçe kuvvetlenmektedir.





