Halka Dergi’nin 5. sayısında geçen iki ayda gündemimize takılan meseleleri Halka’nın Gündemi başlığıyla derledik.
Göçmenlere Yönelik Pogroma Hayır!

30 Haziran akşamı Kayseri’de göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde pogrom girişimleri başladı. Sosyal medyada yayılan Suriyeli bir erkeğin bir kız çocuğunu taciz ettiği iddiası üzerinden başlayan olaylarda, Suriyelilerin evleri ve iş yerleri yağmalandı ve yakıldı. Kayseri’ye giden İçişleri bakanının hiçbir mağdur göçmenle görüşmediği söyleniyor. Yetkililer olayları sakinleştirmek için “Mağdur şahıs Türk değil. Şu anda şüpheli şahıs gözaltında” gibi bir açıklama bile yaptılar. Kayseri’de başlayan olaylar, sosyal medyadaki ırkçı propagandanın da etkisiyle birçok ilde göçmenlere yönelik linç girişimlerini ateşledi. Antalya’da sokakta yürüyen Ahmet Handan El Naif bir grup tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Olaylara karışan binden fazla kişi gözaltına alındı. Türkiye’de yaşanan pogrom sonrasında Suriye’nin kuzey şehirlerinde protestolar yaşandı ve şiddetle bastırıldı. Türkiye’de maruz kaldıkları şiddet ve yağmadan dolayı polise başvuran göçmenlerin de sınır dışı edildikleri haberleri dolaşıyor. Aynı zamanda yaklaşık üç bin Suriyelinin bu olaylardan sonra Kayseri’yi terk ettiği söyleniyor. Irkçı saldırılara ve pogrom girişimlerine karşı göçmenlerin yanındayız!
Bangladeş’te Halk “Kayırmacılık” Yasasına Karşı Sokakta!

Bangladeş’te son bir aydır hükümet karşıtı protestolar, ülkeyi 15 yıldır yöneten “Demir Leydi” lakaplı Şeyh Hasina Vecid’in koltuğunu bırakmasına ve ordunun geçici hükümet kurulması için müdahale etmesi ile sonuçlandı. Ülke genelinde Temmuz ayında başlayan gösterilerde binlerce kişinin gözaltına alındığı ve yüzlerce kişinin öldüğü kaydediliyor. Olaylar, Awami Birliği’nin başkanı Şeyh Hasina’nın ciddi oranda genç işsizliğinin yaşandığı ülkede 1971 yılındaki bağımsızlık mücadelesinde gazi olanların yakınlarına, kamu işlerinde kontenjan açılması için çıkardığı yasa sonrasında başladı. Bangladeş son yıllarda rakamsal verilere göre ekonomik olarak hızla gelişirken, 18 milyondan fazla işsizin olduğu, ciddi yolsuzluk iddialarının dolaştığı, insan hakları ihlallerinin günden güne arttığı, basın özgürlüğünün gerilediği ve artan refahın sadece hükümete yakın kesime yaradığı şeklinde değerlendirmeler var. Kayırmacılık yasası olarak değerlendirilen kontenjan uygulaması ise ülkede bardağı taşıran son damla oldu. Yıl başında 4. seçiminde de tartışmasız bir zafer elde eden ve karşıtları tarafından otoriterlikle suçlanan Şeyh Hasina’nın olaylar sonrasında Hindistan’a kaçtı.
Kürtlerin Halayına ve Diline Sistematik Taciz!

Temmuz ayında Kürtçe müzikle halay çekenlerin örgüt propagandası yaptığı iddialarıyla ülke genelinde tutuklandıkları haberleri gelmeye başladı. Bu fiiller, yasalara göre ifade özgürlüğü kapsamında sayılmasına rağmen, hukuk hiçe sayılarak Kürt halkı taciz ediliyor. İstanbul’da çeşitli ilçelerde yapılan düğünlerde Kürtçe şarkılarla halay çektikleri için 18 kişi gözaltına alındı ve bunlardan 11’i tutuklandı. Ayrıca bazı Kürt illerinde, belediyelerin kendi sorumluluk alanlarında yer alan yol yazılarındaki Kürtçe ifadelerin, valiliklerin emriyle silinme girişimleri yaşandı. Devletin onlarca yıldır sürdürdüğü inkar politikasının bir parçası olarak, Kürtlerin, dillerine ve kimliklerine yönelik başlatılan bu saldırıların karşısındayız!
Sokak Hayvanlarını Katletme Yasası Meclisten Geçti!

Sokakta yaşayan ve gündelik hayatımızın çok önemli bir parçası olan sokak hayvanlarının öldürülmelerine imkân tanıyan yasal düzenleme kamuoyunun büyük tepkisine ve toplumdaki ciddi hoşnutsuzluğa rağmen meclisten geçti. Yeni yasal düzenleme güçsüz duruma gelmiş olan ve tedavisi mümkün olmayan hayvanların “uyutma” adı verilerek katledilmelerine olanak tanıyor. Yasal düzenlemeye birçok belediye başkanı ve veteriner karşı çıktıklarını belirtti. Bazı belediyelerden ise yasanın uygulanmasına başlanmamış olsa da toplu katliamların yaşandığına dair bilgiler geldi. Bir başka iddia, köpeklerin “uyutulması” için kullanılacak ilaçların eski AKP’li bakanların ortaklığı bulunan şirketlerden tedarik edileceğini söylüyor. Birçok ilde, hayvan katliamını önünü açan yasayı protesto eylemleri başladı.
Irkçıların Bozkurt İşareti Futbol ile Popülerleşti!

EURO 2024 turnuvası sırasında son 16 maçlarında Avusturya ile karşılaşan Türkiye Milli Takımı maçı Merih Demiral’ın golleriyle 2-1 kazanmıştı. Maçtan sonra Demiral sevincini bozkurt işareti yaparak ortaya koydu. UEFA bu hareketi nedeniyle, nefret suçlarını önlemek için aldığı karar gereği, ırkçı mesajı nedeniyle Demiral’a iki maç müsabakalardan men cezası verdi. Bu olaydan sonra Türklerin tarihinde yer almayan bu işaretin ülke genelinde sahiplenildiğini gördük. 70lerden beri gelen ırkçı çetelerin öne çıkardığı, şiddet ve tehdit barındıran bu hareketin kolaylıkla sahiplenilmesi ülkedeki siyasal atmosfere dair ciddi işaretler taşıyor.
Göçmen Çocuk İşçi Ahmed Çalışırken Öldü!

Adana’da okullar kapandıktan sonra merdiven altı bir tekstil atölyesinde çalışan 12 yaşındaki Ahmed Haskiro geçtiğimiz Haziran ayında, çalışırken hayatını kaybetti. AB tarafından finanse edilen ve kapısında “Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler ve Türk Vatandaşları İçin İstihdam Desteği Projesi” yazısı görülen iş yerinde asansör boşluğunda ezildi. Adana Seyhan’da bir tekstil atölyesinde ortacı olarak çalışan ve asgari ücretin çok altında maaş alan Ahmed, Türkçe bilmeyen annesiyle birlikte yaşıyordu. İŞKUR desteği de alan ancak usta başları dışında işçilerin sigortasız çalıştırıldığı belirtilen işyerinde ölüme neden olan asansörün bir süredir bozuk olduğu söyleniyordu. Bu olay Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nden (12 Haziran) bir gün önce gerçekleşti. Patronların kâr hırsı için, çocuk işçilerin sömürüldüğü, iş cinayetlerinde katledildiği bir düzeni kabul etmiyoruz!
İran’ın Yeni Cumhurbaşkanı Göreve Başladı!

İran’ın yeni Cumhurbaşkanı seçildi. Reformcu kanatta yer alan ve gençliğinde İran İslam Devrimi için çalışan Mahabadlı Mesud Pazeşkiyan Türk bir babanın ve Kürt bir annenin çocuğu. Ilımlı lider Hatemi döneminde Sağlık Bakanlığı da yapmış olan Pazeşkiyan, İran’da rejimin tamamen değişmesini savunanlar tarafından Ayetullahların kontrolündeki sistemin restorasyonu için anlamlı görüldüğünden desteklenmiyor. 5 Temmuz’da seçildikten sonra kendisi yapılan göreve başlama törenine misafir olarak katılan Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, törenden sonra kaldığı otelde bombalı saldırıya uğrayarak vefat etti. Pazeşkiyan ülke içi siyasetin ve dış siyasetin yoğun olduğu bir dönemde göreve başlamış oldu.
Öğretmenlerin Taban Maaş Mücadelesi Sürecek!

26 Mayıs’ta öğretmenler, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın çağrısıyla, taban maaşın Öğretmenlik Meslek Kanunuyla düzenlenmesi talebini yükseltmek için Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplandılar. Polisin sert müdahalesine rağmen barikatların kaldırılmasını sağlayan öğretmenler, meclis parkına kadar yürüyüp 53 gün sürecek olan Öğretmen Nöbeti’ni başlattılar. Nöbet boyunca kurum baskınları, pankart sarkıtma eylemleri, bakanlık önü basın açıklamaları ve türlü yaratıcı eylemlilikler ile gündem oluşturan öğretmenler, ÖMK meclis komisyon görüşmelerinde bulunarak yasa yazım sürecine müdahil olmaya çalıştılar. Onlarca ilin meydanlarında süren nöbetler 17 Temmuz’da ÖMK görüşmelerinin ertelenmesiyle sona erdi. Öğretmenler önümüzdeki süreçte de haklı talepleri için mücadeleye devam edecek!
Esitaş İşçileri Sendikaya Rağmen Direnişte!

Kocaeli Dilovası’nda bulunan Esitaş Arteche fabrikasında işçiler bir süredir Birleşik Metal-İş sendikasında örgütleniyordu. Şubat ayında sendika yetkisi için gereken yasal çoğunluk sağlanınca patron bir sendika üyesi işçiyi işten attı, bunun üzerine işçiler üretimi durdurarak fabrikayı bir gün işgal etti. Bu güçlü direnişin sonucunda işten atılan işçi geri alındı, patron sendikayı kabul etti ve TİS görüşmeleri başladı. Bu süreçte, işçiler, ücret ve çalışma koşullarına dair talepleri konusunda sendika ile çeşitli çatışmalar yaşamaya başladı. İşçilerin en acil talebi ise, elektrik trafo üretimi yapılan fabrikaya havalandırma ve klima sisteminin bir an önce yapılmasıydı. Hem üretim alanındaki yüksek sıcaklıklardan hem de kullanılan kuvars tozundan dolayı çok sayıda işçi sağlık sorunu yaşadığı için, bu talep işçi sağlığı ve güvenliğine dair acil karşılanması gereken bir talep olarak ortaya çıkmıştı. Patronun maliyet hesabı yaparak bu talebi karşılamayacağını öğrenen işçiler, 10 Haziran’da mesaiye girmeyerek bu durumu protesto ettiler. Bunun üzerine, işyeri temsilcileri sendika tarafından bir gecede görevden alındı ve 145 işçi Kod 49 ile tazminatsız bir şekilde işten atıldı. İşçiler sendika şubesinden herhangi bir destek göremedi, kendi imkânları ile fabrika önünde direnişe başladı. İşçilerin direnişi devam ederken, Temmuz ayının son haftasında fabrikada toplu sözleşme imzalandı. Bunun üzerine, sendika şubesi direnişçi işçileri görüşmeye davet etti. 145 işçinin 120’si açtıkları davaları geri çekmeyi kabul etti ve bunun karşılığında işten atıldıkları kodlar kaldırıldı, kıdem tazminatları verildi. Anlaşmayı kabul etmeyen bir grup işçi ise, fabrika önünde direnişe devam ediyor. Esitaş direnişi, Türkiye’deki sendikaların toplu sözleşme süreçlerinde işçilerin taleplerini görmezden geldiklerinin, sözleşme sürecini riske atan işçi gruplarını bir şekilde tasfiye etmeye çalıştıklarının ve kitlesel işten atmalara dahi göz yumabildiklerinin en somut ve yakıcı bir örneği oldu. TİS çıkarlarını işçilerin çıkarlarından üstün gören, direnişçi işçileri tasfiye eden, işten atılmasına göz yuman bir sendikacılık anlayışını kabul etmiyoruz!
Asgari Ücretliye Zam yok, Şirketlere Teşvik Var!

Bir süredir büyük şirketlerden silinen vergi borçları ve bu şirketlere hazineden aktarılan milyarlarca lira teşvikler gündemde. Evrensel Gazetesi’nin belgelediği üzere, son üç yılda, büyük inşaat şirketleri, sanayi odası başkanlıklarını yürüten şirketlerin sahipleri ya hiç vergi vermedi ya da servetlerine oranla çok komik rakamlarda vergi ödedi. Buna karşılık, açlık sınırının 19 bin TL, yoksulluk sınırının 62 bin TL’ye ulaştığı ekonomik koşullarda, Temmuz’da 17 bin TL olan asgari ücrete zam yapılmadı, en düşük emekli maaşı 12 bin 500 TL oldu. Yüksek enflasyon koşullarında, ev kiralarının ortalaması 15-20 bin TL’ye çıktı, en temel market alışverişi bile binlerce lira tutuyor. Asgari ücretle geçinmenin, insanca bir yaşamın imkânı kalmamış durumda. Mücadeleci sendikaların, Haziran ve Temmuz ayları boyunca örgütlediği “Temmuz’da Zam Şart” kampanyası da bu talebi kitleselleştirmeye çalıştı. AKP’nin sermaye yanlısı ekonomik politikaları ile patronların payına teşvik, halkın payına yoksulluk düşüyor.
Polonez İşçileri Direniyor!

Polonez Et, 30 yıldır İstanbul Çatalca’da, işlenmiş et ürünleri üreten bir firma. Dominos, Dardanel, BİM, A101, Migros gibi markalara üretim yapıyorlar. Yaklaşık 360 kişinin çalıştığı fabrikada 150’nin üstünde kadın işçi çalışıyor. Sürekli fazla mesai yapmaya zorlanan, yıllardır zam alamayan işçiler Temmuz ayında TÜRK-İŞ’e bağlı Tek Gıda-İş Sendikası’nda örgütlenmeye başladı. Bir hafta içinde, fabrikadaki işçilerin çoğunluğu sendikaya üye oldu. Bunun üzerine patron, 13 öncü işçiyi işten attı, fabrikanın eski çalışanlarını kağıt üstünde kayıtlı göstererek sendikal yetkiyi engellemeye çalıştı. Fabrikadaki işçiler ise, atılan arkadaşlarının işe geri alınması ve sendikal haklarının tanınması için iş yavaşlatma ve iş durdurma eylemleri yapmaya başladı. Fabrikada 4-5 gün üretimi durduran, patronun baskılarına ve “teşvik”lerine aldırmayarak örgütlü güçlerini gösteren 100’e yakın işçi ise bir hafta sonra çeşitli kodlarla tazminatsız şekilde işten atıldı. Şu anda, fabrika önünde yaklaşık 135 işçinin direnişi devam ediyor. Bu süreçte, işçiler fabrikaya fason işçi sokulmasını engellemeye çalıştıkları için polisin biber gazlı saldırısına ve şiddete maruz kaldılar, fakat polis şiddetini yaşadıkları gece tekrar fabrika önüne gelerek Çatalca Kaymakamlığı’na kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Bu kitlesel direniş sayesinde, polis barikatlarıyla çevrilen direniş alanını yeniden kazanmış oldular. İlk günden beri sağlam bir örgütlülük ve irade sergileyen Polonez işçilerinin direnişini selamlıyoruz. İşten atılan Polonez işçileri derhal işe geri alınsın, sendika ile görüşmeler başlasın!
CHP’li Belediyelerde İşten Atmalar Devam Ediyor!

CHP’nin çeşitli belediyelerinden işten atılan işçilerin direnişleri devam ediyor. 10 Haziran’da İzmir Çiğli Belediyesi’nde 107’si kadın 147 Genel-İş üyesi işçi hiçbir sebep gösterilmeden işten atıldı. Belediye başkanının çeşitli şekillerde hedef gösterdiği işçilerin direnişi, belediye ve CHP Genel Merkezi önünde geceli gündüzlü devam ediyor. 12 Temmuz’da ise Dersim Nazımiye Belediyesi’nden 15 işçi işten çıkarıldı. İşçiler belediye önünde işe iade talebiyle direnişe başladı. Son olarak, 2 Ağustos’ta İzmir Kemalpaşa Belediyesi’nde 127 işçi hiçbir açıklama yapılmadan işten atıldı, işçiler direnişe başladı. Bu üç vakada da işçilere belediyenin mali sıkıntıları gerekçe gösterildi. İşçilerin oyuyla seçilen, seçim öncesi türlü vaatler sıralayarak destek isteyen CHP belediyeleri, seçim sonrasında işçileri işten atarak “tasarruf” yapmaya çalışıyor, krizin faturasını emekçilere kesiyor. Belediye önlerinde hakları için direnen işçilerin yanındayız. Belediyelerde işten atmalar dursun, atılan işçiler derhal işe geri alınsın!
Hamas Lideri İsmail Haniye İsrail Tarafından Katledildi!

2017’den beri Hamas’a liderlik yapan İsmail Haniye, 31 Temmuz günü Tahran’da uğradığı suikast sonucu şehit oldu. Haniye’nin cenazesi Katar’da defnedildi. İran, kendi evinde misafirine yönelik yapılan saldırıdan sonra İsrail’den intikam alacağına dair açıklamada bulundu. ABD ve İsrail ise, Direniş Ekseni’ni misilleme yapmamaları için uyardı. İran, henüz sözünü ettiği saldırıyı gerçekleştirmedi. Haniye’nin vefatından bir gün önce ise Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından biri olan Fuad Şükür, Beyrut’ta suikastla öldürülmüştü. Haniye’nin vefatıyla Direniş Ekseni’nin saldırıları da arttı. İsrail’in son dönemde gerçekleştirdiği suikastlar İran’ı bölgesel bir savaşa çekmek istemesinin sonucu olarak görülüyor. İran’ın ve Direniş Ekseni’nin bölgesel savaşa girmesi, İsrail için olumlu bir gelişme olarak görülecek. İsrail Hamas’a karşı açtığı savaşta katliamları dışında askeri bir güç sergileyemiyor. Savaşın bölgeye yayılması, İsrail’in müttefiki olan ABD ve diğer ülkelerin savaşa dahil olması için bahane olacaktır. İsmail Haniye’nin öldürülmesinden sonra yerine geçecek liderin kim olacağı tartışılmaya başlanmıştı. Yahya Sinvar oybirliğiyle Hamas’ın yeni lideri olarak seçildi. Sinvar, Aksa Tufanı operasyonunu başlatan komutanlardan biriydi. Yıllardır Gazze’de savaşın kalbinde yaşamaktaydı. Hamas’ın lider olarak Yahya Sinvar’ı seçmesi, son dönemlerde İsrail basınından yayılan Hamas arasında ayrılıkların olduğu söylemlerine cevap olarak görülmekte. Yahya Sinvar’ın lider oluşu direniş inadına da işaret ediyor. İsrail ise, son dönemde de hastaneleri ve kampları bombalayarak katliamlarına devam etmekte. Filistin direnişi kazanacak, Siyonist İsrail yenilecek!
İsrail’in Soykırımına Karşı Türkiye’deki Filistin Eylemleri Devam Ediyor!

Azerbaycan petrolü aylardır Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla İsrail’e taşınmaya devam ediyor. SOCAR’ın alt grubu olan BOTAŞ, Türkiye Varlık Fonuna bağlı biri şirket. Filistin için 1000 Genç hareketi aylardır petrolün kesilmesi için yaptıkları eylemleri, SOCAR ve BOTAŞ’ı protesto ederek sürdürdüler. İsrail’le iş birliğini sonlandırmayan Koç Holding ve ona bağlı alt şirketler ise “Koç Holding Siyonist Pazardan Çekil” pankartıyla şirket önüne gidilerek protesto edildi. Hamas’ın Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye’nin şehit edilmesinden sonra ise Filistin için 1000 Genç hareketi Şehit Haniye’yi anmak ve Filistin direnişini yükseltmek için “İsmail Haniye Onurumuzdur” sloganıyla İsrail Başkonsolosluğu’na yürüdüler. İsmail Haniye vefat etmeden önce, 28 Temmuz’da Gazze’ye ve esirlere destek için kitlesel eylem çağrısı yapmıştı. 3 Ağustos Cumartesi günü Şehit İsmail Haniye’nin çağrısıyla Filistin Eylem Komitesi, “Filistinli Esirlere Özgürlük” sloganıyla İsrail Başkonsolosluğu önünde eylem yaptılar. Filistin halkının direnişini bu topraklara taşıyanları selamlıyoruz.




