Halka’nın Gündemi: Mart – Nisan 2024

Halka Dergi’nin 3. sayısında geçen iki ayda gündemimize takılan meseleleri Halka’nın Gündemi başlığıyla derledik.

İliç’te Toprak Altında Kalan 9 İşçiden 8’inin Cenazesine Hâlâ Ulaşılamadı

İliç’te toprak kaymasının yaşandığı maden sahasının bir görüntüsü.

13 Şubat’ta gerçekleşen İliç maden faciasının üzerinden iki aya yakın süre geçmesine rağmen madendeki işçilerin 8’i hâlâ bulunamadı, Uğur Yıldız’ın bedenine ise ancak 5 Nisan’da ulaşılabildi. Kanada ve ABD ortaklı bir şirket olan Anagold, Türkiye’de maliyet kısıntısına gitmek için işçileri güvencesiz kölelik koşullarında çalıştırmış ve 9 işçinin katline sebep olmuştu. Göçükten iki hafta önce işçilerin topraktaki çatlaklar konusunda uyarıları da dikkate alınmamış, acil müdahale biriminde gönüllü bulunan işçilerin görevden ayrılmasına izin verilmemiş, maden denetimindeki ihmale dikkat çeken iş güvenliği uzmanı ise işten çıkarılmıştı.

Cinayetten sonra 8 yetkilinin tutuklanmasına rağmen bunların hepsi alt kademeli yetkililer… Anagold şirketinin en yetkili yöneticisi Cengiz Demirci hâlâ sahada işbaşında ve bir diğer fail olan Operasyon Direktörü Kenan Özdemir’in ise geçici görevlendirmeyle gittiği ABD’den Türkiye’ye henüz dönmedi. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden hukukçu Mert Batur, Demirci’nin tutuklandıktan sonra salınmasının davada şüpheli bir durum oluşturduğunu, kendilerini tehlike altında görmeyen 1. dereceden faillerin henüz tutuklanmamasının dava süreci açısından endişe verici olduğunu açıkladı.

Öte yandan arama çalışmalarında siyanürlü toprağı taşıma işini yapan işçiler ise toprak üzerinde hâlâ hiçbir denetimin yapılmadığını, topraktaki siyanürün kendi sağlıklarını nasıl etkileyeceğini bilmediklerini, bu konuda eğitim verilmediğini, çalışma esnasında da buna yönelik önlemlerin alınmadığını belirtti. Taşıma deposunun denetimiyle ilgili de yeterli bilgi olmadığından siyanürlü toprak halk sağlığı ve çevre sorunları bakımından büyük tehlike arz etmeye devam ediyor.

Aaron Bushnell Soykırıma Karşı Kendini Feda Etti

Aaron Bushnell’in eylemini konu eden bir afiş çalışması.
[Kaynak: Filistin İçin 1000 Genç (@filistinicinbin) (X Platformu)]

25 Şubat tarihinde ABD İsrail Konsolosluğu önünde bedenini ateşe vererek feda eyleminde bulunan Aaron Bushnell, Filistin direnişinin bir figürü haline geldi. Kendini ateşe vermeden önce şu mesajı vermişti: “ABD hava kuvvetlerinde aktif olarak görev yapıyorum. Artık bu soykırımın ortağı olmayacağım. Radikal bir eylem gerçekleştirmek üzereyim ancak sömürgecilerin Filistin’deki insanlara yaşattıklarına kıyasla hiç de radikal değil. Bu bizi yönetenlerin belirlediği normal.” Son sözleri “Özgür Filistin” olan Aaron Bushnell, ordudayken tanıştığı sosyalist bir örgütlenmenin dayanışma kampanyalarına katılıyor, anarşizme yakınlık duyuyordu. ABD polisinin George Lloyd cinayetinden sonra görevi bırakmaya karar vermiş, görev süresinin bitiminden kısa bir süre önce de yaptığı bu eylemle emperyalizmin bir normal haline getirdiği soykırım ekonomisine başkaldırmış, tüm dünyadaki eylemlerin radikalleşmesi için de bir zemin hazırlamıştır.

Arjantin Halkının Genel Grevi Milei’yi Durdurdu

Javier Milei’ye karşı yapılan protestolardan birinde çekilmiştir.
[Kaynak: Patricio A Cabezas / Al Jazeera]

Milei torba yasasının Kongre’den geçmesi için merkez sağ ve Peronizmle anlaşmasına rağmen, Arjantin çapında gerçekleştirilen genel grev ve seferberlik sayesinde burjuva yasalarını koruyan muhalefeti kararını değiştirmesi için zorlandı ve yasa paketi Kongre’de reddedildi. Milei, %57,4 oranıyla yoksulluk sınırının altında yaşayan halka “aydınlık” zamanların vaadini vererek kemer sıkma politikaları uygulamak niyetindeydi. Ancak yoksulluğun sebebinin IMF ile yapılan borç anlaşmaları aracılığıyla ekonominin emperyalizmin altına girmiş olduğunun bilincinde olan emekçiler, ATE sendikasının çağrısıyla genel greve gittiler, kendilerine dayatılan yoksulluk koşullarını kabul etmeyip mücadelelerini kazanımla sonuçlandırdılar. Arjantin’deki Sosyalist-Sol, bu mücadelenin işyeri komitelerine, mahalli örgütlenmelere ve efektif sendikal mücadeleye genişletilerek ulusal bir mücadele planı oluşturulması çağrısını yaptı.

TABİB’in Çağrısıyla İşçiler Ankara’da Buluştular

TABİB Türkiye’nin Ankara’da gerçekleştirdiği eylemden bir görüntü.
[Kaynak: TABİB Türkiye (@tabibturkiye) (X Platformu)]

10 Mart’ta Ankara Ulus Meydanında, TABİB’in çağrısıyla ücretlerde iyileştirme ve güvenceli çalışma hayatı için birçok sendika ve işçi örgütlenmesinin iştirak ettiği basın açıklaması düzenlendi. Son 5 ayda 5. basın açıklamasını düzenleyen işçi örgütlenmeleri, daha önce de Ankara, İstanbul, Adana ve İzmir’de açıklamalar yapmıştı. Belediyelerde kadrolu çalışanların sayısının yalnızca 39 bin civarıyken, belediye şirket ve iştiraklerinde çalışanların sayısı 600 bini aşmışken bu kölelik sistemine karşı çıkan emekçiler taleplerini şu şekilde sıraladı: İşçilere norm kadrolarda yer verilmesi, yoksulluk sınırının üstünde bir temel ücret, hukuksuz işten çıkarılmalara son verilmesi, gelir vergisi yükünün kalkması, belediyelerde kadın-erkek ücretlerinin eşit olması ve cinsiyetçi ayrımların son bulması.

KYK Yurdunda Bir Öğrenci İntihar Etti

Kredi Yurtlar Kurumu’na ait İsmail Necati Efendi Öğrenci Yurdu’nun fotoğrafı.

Son zamanlarda ihmaller sonucu KYK’larda hayatını kaybeden öğrencilerin yanı sıra yine bu yurtlarda intihar eden öğrencilerin sayısı da gitgide artıyor. Karabük’te İsmail Necati Efendi Erkek Öğrenci Yurdu’nda kalan Berkay Yıldırım’ın 3. kattan atlayarak intihar ettiği, sosyal medya hesabına ise “umarım bu dünyadaki son günüm (26.03.2024 01.30)” şeklinde not bıraktığı görülüyor. Öğrencilerin her geçen gün kötüleşen ekonomik durumlarına karşı ayakta kalması güçleşirken, mecbur kaldıkları yetersiz yurt koşulları ve psikolojik desteğe ulaşmanın maddi imkânsızlığı KYK’lardaki intiharların artmasına sebep olan faktörler arasında.

İsrail’e Ticaret Hız Kesmeden Sürüyor

TÜİK verileri ve İsrail ile yapılan ticareti ilişkilendiren bir çalışma. [Kaynak: 10haber.net]

İsrail’le ticaret tüm hızıyla devam ederken TÜİK’in yayınladığı verilerde İsrail’e sadece Ocak-Şubat 2024’te yaklaşık 79 milyon dolarlık “tanklar ve diğer zırhlı savaş taşıtları” ihracatı yaptığını kamuoyunda büyük ses uyandırdı. Ticaret Bakanlığı yayınlanan verilerde kategorizasyon hatası olduğunu belirtirken, Ticaret Bakanı Bolat ise devlet kurumlarının İsrail’le olan ticaretini reddedip, özel şirketlerin ticaretinin de oldukça azaldığını söyledi. Ancak devlete bağlı olan BOTAŞ’ın Bakü-Ceyhan boru hattı üzerinden Azerbaycan’dan İsrail’e petrol taşıdığını biliyoruz, TÜİK verileri de İsrail’le ticaretin çatışma koşullarına rağmen kayda değer bir azalma göstermiyor ve yüklü miktarda bir ticaret hacmi korunuyor. Ortadaki verilerle çelişen Ticaret Bakanlığı açıklamaları bu nedenle kamuoyu tarafından yeterli bulunmadı. Bu vesileyle, Filistin davasını seçim çalışmalarında ve mitinglerde ağızlarından düşürmeyenlerin ikiyüzlülüğüne şahit olan halkta hükümete ve ekonomi politikalarına karşı kayda değer bir kamuoyu oluştu.

İSİG Şubat Ayı Raporu Yayınlandı

İSİG Meclisi’nin Şubat Ayı özet raporu. [Kaynak: isigmeclisi.org]

İSİG Meclisi’nin Şubat ayı için çıkardığı raporda sunduğu veriler şu şekilde: Şubat’ta toplam 144 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybederken en çok ölümün yaşandığı sektörler sırasıyla inşaat, taşımacılık, madencilik, tarım/orman ve metal olarak karşımıza çıkıyor. Her güne en az 5 iş cinayetinin düştüğü Şubat ayında en önemli gündemlerden birisi İliç’teki maden kazasıydı. Bağımsız Maden-İş’in hazırladığı rapora göre, ABD ve Kanada menşeili Anagold maden işçilerinin ABD ve Avrupa’da daha çok gündeme gelen iş güvenliği önlemlerinden Türkiye’de mahrum oldukları ve özellikle daha güvensiz, güvencesiz, düşük ücretli ve baskı altında çalışmak durumunda kaldıkları, alınması gereken önlemlerin ise yalnızca işverenler tarafından aşılması gereken yasalar olarak kaldığı görüldü. Bunun yanında en çok ölümün inşaat sektöründe yaşandığına, TOKİ gibi devlet ya da özel şirketler arasında bir fark bulunmadığına dikkat çekiliyor. Seçimlerin yaklaşmasıyla 7 belediye işçisinin ölümünün de önemli bir yerde durduğuna vurgu yapılıyor.

Filistin İçin 1000 Genç, “İsrail’le Ticareti Kes” Çağrısını Yükseltmeye Devam Ediyor

Filistin İçin 1000 Genç Hareketi’nin eyleminden bir kare.
[Kaynak: Filistin İçin 1000 Genç (@filistinicinbin) (X Platformu)]

Bu yılın başından beri İsrail’e ihracat yapan firmaları teşhir eden eylemleriyle sermayeye ve hükümete ticareti kesmeleri için seslenen Filistin İçin 1000 Genç Hareketi geçtiğimiz iki ayda da birçok noktada eylemlerine devam etti. 2 Mart Küresel Eylem Gününde Üsküdar Meydan’da “Özgür Filistin için Siyonistlerle ilişkiler kesilsin” talebini yükseltmek adına düzenlenen eyleme yoğun katılım gerçekleşti. Ankara’da Limak Holding önünde yapılan eyleme polis müdahalesi oldu ancak gençler yine de basın açıklamasını gerçekleştirdiler. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Filistinli kadınların sesini alanlara taşımak için Taksim’de yürüdüler, aynı gün Bursa’da MÜSİAD önünde “Siyonistlerle ilişkileri kesin” çağrısıyla eylem gerçekleştirildi. SOCAR, BOTAŞ, Bursa Zorlu Enerji gibi şirketlerin de önüne giden grup, geçtiğimiz haftalarda seçim gündemiyle birlikte mitinglerde “İsrail’le Ticareti Kes” pankartları açtı. Bu eylemler gözaltı ile neticelendi. Bunun yanında Sultanahmet ve Şişhane meydanında kalabalık yürüyüşler düzenleyip oturma eylemleri gerçekleştirdiler. 6 Nisan Cumartesi günü ise “İsrail’le Ticareti Kesin” talebiyle Galatasaray Meydanı’ndan İstanbul Ticaret Müdürlüğü’ne yürümek isteyen gençlere polis müdahale etti ve 1’i çocuk 43 kişi darp ve şiddetle gözaltına alındı. Eylemin etkileri ülke çapında sürerken Filistin İçin 1000 Genç ise İsrail’le ticaret son bulana kadar eylemlerine devam edeceğini söyledi.

2024 Yerel Seçimleri Yapıldı

2024 Yerel Seçim sonuçlarını gösteren bir harita çalışması. [Kaynak: Vikipedi]

31 Mart’ta ülke genelinde yerel seçimler gerçekleştirildi. Hükümette yer alan AKP büyük bir oy kaybı yaşadı. Seçime katılma oranı geçen seçimlerden düşük kaldı. Bu seçimlerde CHP kendisinden beklenmeyecek bir başarı elde etti. Alışık olduğumuz seçim sonuçlarında faklı bir Türkiye haritası ile karşılaştık. CHP’nin neredeyse hiç kazanamadığı bazı illerde ve ilçelerde belediyeleri aldığını gördük. Yeniden Refah Partisi en fazla oyu alan üçüncü parti oldu. DEM Parti’nin oylarının düşmesine rağmen partinin 2019 seçimlerinden daha fazla belediye kazandığını gördük. Artık maalesef her seçimde sonra karşılaştığımız kayyım uygulamalarının da bu seçimde önceden tasarlanmış şekilde uygulanmaya çalışıldı. Kürt illerine taşımalı seçmen kaydırılarak bazı şehirlerde şehri yönetme hakkı hükümet partisine verildi. Bunun yanı sıra Van Büyükşehir Belediyesine hukuki olmayan ve hileli bir müdahale yapılmış olduğunu seçimden sonraki gün öğrendik. Halktan yükselen tepkiler üzerine bu adımdan vazgeçildi.