Deniz Göktaş Lincinin Gösterdiği: Cahiliye Asabiyeti mi, Kur’an Ahlakı mı?

ESAT ARSLAN

Deniz göktaş’ın lincini belli bir hüzünle izliyorum. Sonuçta mahkemede suçlu bile çıkarılsa gençlerin (bizim muhafazakar ailelerin pek çok deist genci dahil) kahramanı olacak.

Deniz’e baktığımda ortaokul, lise, üniversite vs deki laik dostlarımdan pek bir farkını görmedim. Ve belli bir sempati duydum deniz’e. Lincini haklı bulmuyorum.

Zaten Kur’an da En’am ve Nisa sürelerinde “dininizle dalga geçildiğini gördüğünüz zaman o ortamdan uzaklaşın” diyor. Dalga geçeni cezalandırın, demiyor. Müslümanların kuran’daki bu hoşgörü prensibini yakalaması gerektiğine inanıyorum. Kuran’ın çok gerisinde yüz bu hususta.

Fakat müslümanlar deniz göktaş davasına bir cahiliye asabiyetiyle davranıyorlar gibi. Gözlerini kendilerine çevirip de kendi kusurlarını görmüyorlar.

Kuran’dan türettiğimiz bir şeriat anlayışı var. Ben bu şeriat anlayışının bırakın dalga geçilmeyi tarihten ve bilinçlerden kazınması gerektiğine inanıyorum. Ve birileri (deniz gibi) bu şeriat anlayışıyla dalga geçtiğinde Allah’ın bu insanlara toplumunun putlarıyla dalga geçen hazreti ibrahime verdiği değeri verdiğine inanıyorum. Nihayetinde müslümanlar deniz göktaş’ı ateşe atsa da Allah toplumda deniz’e bir sempati uyandıracak ve ateşi onun için serin ve selametli kılacak.

Dalga geçilmeye, nefret edilmeye ve toplumdan ve bilinçlerden kazınması gerektiğine inandığım şeriat anlayışı şu:

Hırsızın elini fiziksel olarak kes. Müşriği bulduğun yerde öldür.Erkek kadın üzerinde otorite. Erkek gerekirse karısını döver. İsterse dört kadınla evlenir. Tevrat ve İncil saçmalık. Yahudiler ve hıristiyanlar ilelebet cehennemlik. Savaşta esir aldıklarını köle ve cariye olarak kullan. Cennetliklere yüz tane bakire huri verilecek. Cehennemliklere ise kaynar su, irin ve fiziksel ateşle işkence edilecek.

Bu şeriat bırakın dalga geçilmeyi nefretle bilinçlerden kazınmayı hak ediyor.

Ben Kur’an’a sımsıkı inanan bir müslümanın. Ve insanlığın kuran’dan sonra yeniden bir kutsal kitabın indirilmesine ihtiyaç duymadığına inanıyorum. Tek ihtiyacımız her asırda doğru dürüst yeni bir tefsir yapmak. Bu tefsir yapıldığında kuran’ın çağımız aklıyla, vicdanıyla ve gönlüyle barışık olduğu ve kuran’ın çağımıza yön verebildiği görülecektir. Ben de Kur’an’a yoğunlaşmış bir insan olarak son yirmi yıldır tefsirlerimi bu minvalde yapıyorum.

Deniz göktaş’ı suçlamadan önce kendi kutsalımızı insanların dalga geçmeyeceği düşünemeyeceği bir ulviyete taşımayı becermemiz gerekiyor.

Kuran’ı bu ulviyete taşımayı becerdiğimizde ise allah’ın kendisiyle mizah yapılmasını çok sevdiğini de sanıyorum anlayacağız ve deniz göktaş’ın bu şakasına sanıyorum biz müslümanlar da kutsalımıza karşı herhangi bir saygısızlık duygusu taşımadan gülebileceğiz.

Yani hakkaten… “Domuz da yemeyiversinler” kısmı şahaneydi

Bir Cevap Yazın

halka dergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin