Halka Dergi olarak, “Göç, Göçmenlik ve Toplumsal Muhalefet” başlıklı dosyamız için Türkiye’de yaşayan göçmenlerin sorunlarına dair hemen her alanda ve özellikle meclis kürsüsünde politikayı güçlendirmek için etkili bir çaba sarf eden DEM Parti İstanbul 2. Bölge milletvekili Özgül Saki’ye ve Suriye Demokratik Sol Parti Siyasi Büro üyesi Zeki Aldroubi’ye* bazı sorular sorduk. Yazılı olarak ilettiğimiz sorulara oldukça değerli cevaplar verdiler. Bu soruşturmayı paylaşıyoruz.

Halka Dergi: Türkiye’de göçmenlerin toplumsal muhalefet içerisindeki yerini nasıl görüyorsunuz? Göçmenlerin politik sahada kendi talepleriyle var olabileceği koşulları yaratmak için ne yapmalı?
Özgül Saki: Türkiye’de toplumsal muhalefetin bir kesimi Suriye savaşı ile başlayan kitlesel göç dalgası ile karşı karşıya geldiğinde öncelikle acilen barınma beslenme gibi temel ihtiyaçlar için seferber oldu. Uzun erimli bir perspektiften yoksun olduğu için de geçici dayanışma ilişkileri ile yetindi diyebiliriz. Yerel bir iki örnek dışında göçmenlerle kalıcı sistematik bir politik ilişkilenme ne yazık ki sağlanamadı. Göçmenlerin çok az bir kesimi çeşitli sivil toplum kuruluşlarının Avrupa merkezli fonları ile sürdürülen programlarla yetinmek zorunda kaldılar. Göçmenlerin politik mücadelede talepleri ile var olabilmesi ancak onların kendilerine dönük sınır dışı edilme tehdidinin ortadan kalkmasını sağlamakla mümkün olabilir, Geri Kabul Anlaşması’nın fesh edilmesi bu anlamda ilk adım olabilir.
Göç İdaresi bünyesinde oluşturulmuş devlet aygıtlarının uygulamalarında birçok hak ihlaliyle karşılıyoruz. Göçmenleri kamusal alanın dışında durmaya iten ve Türkiye’de yaşayan bütün göçmenler için bir tehdit unsuru haline gelmiş bu pratiklere karşı nasıl bir mücadele yürütülmeli?
Özgül Saki: Göçmen düşmanlığı ve ırkçılıkla mücadelenin somut ve gündelik hayata temas eden biçimde örgütlenmesi elzem. Dil bariyerini aşan ve kültürel farklılıklar konusunda yaşanan sıkıntıları sadece göçmenlerin omuzlarına yüklemeyen bir mücadele hattı örülmesi zorunlu. Öncelikle göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde orada yaşayan Türkiyelilere de göçmenlerin dilini, kültürünü öğrenmelerini sağlayacak uygulamalar bir an önce yaşama geçirilmeli.
Göçmen emekçilerin Türkiye işçi sınıfındaki yeri nedir? Sendikalar programlarına göçmen emekçilerin sorunlarını nasıl alabilir? Göçmen işçilerin sendikal mücadeleye katılımları mümkün mü?
Özgül Saki: Sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin bir an evvel göçmenlerle ortak örgütlenmeye fiilen başlamaları gerekiyor. Çalışma hakkının çalışmak isteyen tüm göçmenler için patronların insafına bırakılmadan iş kanunu ile düzenlenmesini sağlamak oldukça önemli.
Türkiye’de sosyo-ekonomik birçok sorunun müsebbibi olarak göçmenlerin gösterilmesinin toplumdaki yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özgül Saki: Bu durumun sorumlusu ne yazık ki sadece AKP-MHP iktidarının göçmenleri uluslararası ilişkilerde bir “rehine” gibi koz olarak kullanan politikaları değil. Ana muhalefet partisinin de ‘hepsini geri göndereceğiz’ söylemi ve sol ve sosyalist hareketin ciddi bir göçmen politikasının bulunmaması da buna yol açıyor. Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nin #SorumlusuGöçmenlerDeğil kampanyası bu konuda güçlü argümanlara sahip bir politik hat öneriyordu. Bu kampanya siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri ile ortak yürütülebilseydi toplumsal etkisi çok daha yaygın ve kalıcı olabilirdi, maalesef sınırlı kaldı. Dünyadaki göçmen ve mülteci düşmanlığının faşizan iktidarlar tarafından hem yaratılması hem de kışkırtılması, ezilen sömürülen kesimlerin ise eşit ve özgür bir yaşam umudunun hiç kalmaması, kitlelerin öfkeyi kendinden daha güçsüz ve korunmasız olan kesimlere yöneltmesini kolaylaştırıyor. Savaşsız, sömürüsüz, sınırsız bir dünyanın mümkün olduğunu inandırıcı bir şekilde bugünden gösterebilecek örgütlü bir politik mücadelenin güçlenmesi için çalışmak dışında bir seçeneğimiz yok. Enternasyonal, birleşik bir mücadele önümüzde görev olarak duruyor. Mücadeleye devam…
***

Halka Dergi: Türkiye’de göçmenlerin toplumsal muhalefet içerisindeki yerini nasıl görüyorsunuz? Göçmenlerin politik sahada kendi talepleriyle var olabileceği koşulları yaratmak için ne yapmalı?
Zeki Aldroubi: Türkiye gibi yoğun göç hareketlerinin yaşandığı bir ülkede göçmenlerin toplumsal muhalefetteki yerinin ve siyaseti katılım koşullarının ele alınması oldukça önemlidir. Bu meseleyi aşağıdaki başlıklar altında incelemek faydalı olacaktır:
- Marjinalizasyon ve gizlenme ihtiyacı: Türkiye’deki göçmenler ekonomik sorunlar, dil bariyeri ve hukuki statüleri sebebiyle genellikle toplumun ötelenmiş kesimlerinin bir parçasıdır. Bu da onların siyasi süreçlerde söz sahibi olmasını zorlaştırmaktadır.
- Spontane protestolar: Bazen göçmenler kötüye giden yaşam koşulları ya da hak ihlalleri karşısında spontane protestolar gerçekleştirebilir. Bununla birlikte bunların örgütlü muhalefet hareketine dönüşmesi zordur.
- Siyasi partilerde temsil edilmeme: Türkiye’deki siyasi partiler göçmenlerin sorunlarına yeterli alan açmamaktadır. Göçmen kökenli siyasetçilerin sayısı da oldukça azdır. Bu da göçmenlerin siyasette yeterince temsil edilmesinin önüne geçmektedir.
- Peki göçmenler hangi koşullar altında siyasette kendi talepleriyle var olabilir:
- Hukuki statünün düzenlenmesi: Göçmenlerin hukuki statülerinin düzenlenmesi ve çalışma izni süreçlerinin rahatlatılması ekonomik özgürlüklerini kazanmalarını mümkün kılacak, siyasi hayata karışmalarını kolaylaştıracaktır.
- Dil eğitimi ve toplumsal entegrasyon: Eğitim ve toplumsal entegrasyon programları mültecilerin toplumla daha iyi iletişim kurmasını ve siyasi süreçleri yakından takip etmesini mümkün kılacaktır.
- STK’ların güçlendirilmesi: Göçmen haklarını savunan STK’ların desteklenmesi ve güçlendirilmesi göçmenlerin müşterek sorunlarını ifade etmelerini ve siyasi taleplerde bulunmalarını mümkün kılacaktır.
- Medyanın rolü: Medyada göçmenlere yönelik önyargıları azaltmak ve göçmenlerin sorunlarına daha çok yer vermek halkın göçmenlere duyarlılığını artırmaya ve siyasi partileri göçenlerin sorunlarına daha duyarlı hale getirmeye katkıda bulunacaktır.
- Siyasi partilerin göçmen politikaları: Siyasi partilerin göçmenlere dönük somut politikalar geliştirmesi ve göçmen kökenli siyasetçilere daha çok alan açması göçmenlerin siyasi hayatta daha aktif rol oynamasını mümkün kılacaktır.
Göçmenlerin Türkiye’de toplumsal muhalefetteki yeri ve siyasete katılımın koşulları girift ve çok boyutlu bir meseledir. Göçmenlerin siyasi hayata daha faal bir biçimde katılım sağlayabilmesi için hukuki, toplumsal ve siyasal çok sayıda reformun gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu reformlar hem göçmenlere hem de bir bütün olarak Türkiye toplumuna önemli faydalar sağlayacaktır.
Göç İdaresi bünyesinde oluşturulmuş devlet aygıtlarının uygulamalarında birçok hak ihlaliyle karşılıyoruz. Göçmenleri kamusal alanın dışında durmaya iten ve Türkiye’de yaşayan bütün göçmenler için bir tehdit unsuru haline gelmiş bu pratiklere karşı nasıl bir mücadele yürütülmeli?
Zeki Aldroubi: Göçmenlerin kamusal alandaki mevcudiyetlerini temin etmek için bazı adımlar atılabilir:
- Kanunların ihlalinin ve keyfi yorumlanmasının önüne geçmek ve göçmenleri keyfi güç kullanımından korumak için ilgili hükümet birimlerince kanunların icra edilişlerinin incelenmesi.
- Hem göçmenlerin hem de ev sahibi topluluğun eğitimi ve bilinç düzeyinin artırılması: Hem haklar ve siyasi süreçler konusunda göçmenlerin hem de göçmen hakları ve göçmenlerin korunmasının gerekliliği konusunda ev sahibi topluluğun bilinç düzeyinin artırılması alanında çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır.
- Göçmenlerin sesinin duyulmasını sağlayabilmeleri için STK’ların desteklenmesi ve rollerinin güçlendirilmesi, göçmenlerin siyasete katılımını kolaylaştıran hukuki düzenlemelerin ve göçmenlerin toplumsal entegrasyonuna yardımcı olup entegrasyonun gerçekleşmesini temin eden politikaların geliştirilmesi önemlidir.
Göçmen emekçilerin Türkiye işçi sınıfındaki yeri nedir? Sendikalar programlarına göçmen emekçilerin sorunlarını nasıl alabilir? Göçmen işçilerin sendikal mücadeleye katılımları mümkün mü?
Zeki Aldroubi: Göçmen işçilerin Türkiye işçi sınıfı ve sendikal mücadele bağlamındaki durumu:
Türkiye’deki işçi sınıfının önemli bir kısmını oluşturan göçmen işçiler genel olarak düşük ücretli, tehlikeli ve ağır işlerde çalışmaktadır. Bu durum hem göçmenlerin hem de yerli işçilerin çalışma koşullarını olumsuz etkilemektedir. Göçmen işçilerin durumu aşağıdaki şekildedir:
- Ucuz emek: İş verenler göçmen işçileri ucuz emek gücü olarak görmektedir. Bu da işçi sınıfı içindeki rekabeti artırmaktadır.
- Güvencesiz iş: Göçmen işçiler çalışma izinlerinin belirsizliği, dil bariyeri ve haklarını bilmemeleri dolayısıyla iş verenlerinin haksız uygulamaları karşısında daha savunmasız konumdadır.
- Ayrımcılık: Göçmen işçiler iş yerlerinde ve toplumda ayrımcılıkla yüzleşmektedir. Bu durum iş ve toplumsal yaşamı olumsuz etkilemektedir.
- Örgütlenmenin önündeki engeller: Dil bariyeri, hukuki durumlarına ilişkin belirsizlik ve iş verenlerinden gördükleri baskı dolayısıyla göçmenlerin sendikalara üye olması ve örgütlenmesi zorlaşmaktadır.
- Muhalefet ve iktidarın destekçileri şeklinde ortaya çıkan siyasi ayrım neticesinde, ırkçıların tehditlerine boyun eğen yapılar sebebiyle, sendikalar göçmenler söz konusu olduğunda gerektiği gibi faaliyet gösterememektedir. Sendikalar istese göçmen işçilerin haklarını korumak ve işçi sınıfı içinde dayanışmayı güçlendirmek için aşağıdaki şekilde çalışmalar yapabilirler:
- Dil eğitimi: Göçmen işçilere dönük dil eğitimi programlarının düzenlenmesi.
- Hukuki danışma: Göçmen işçilerin kanuni haklarına ilişkin bilgilendirilmesi ve onlara hukuki destek sunulması.
- Kampanyalar: Göçmen işçilerin karşılaştıkları sorunlara dikkat çeken kampanyaların düzenlenmesi.
- İş verenlerle toplantılar: Göçmen işçilerin çalışma koşullarını iyileştirmek için iş verenlerle toplantılar düzenlenmesi ve taleplerde bulunulması.
- Uluslararası işbirliği: Diğer ülkelerden sendikalarla işbirliği yaparak göçmen işçi mücadelesine uluslararası bir boyut katmak.
- Güven ortamının tesis edilmesi: Sendikalar göçmen işçilere güvenli ortam sunarak, onların kaygılarını dinleyerek ve sorunlarına çözümler bulmaya çalışarak güvenlerini kazanmalıdır.
- Dil bariyerinin aşılması: Tercüme desteği, çok dilli broşürler ve farklı dillerde toplantılar sunarak dil bariyerinin aşılması önem taşımaktadır.
- Kanuni statünün güçlendirilmesi: Göçmen işçilerin kanuni statülerinin güçlendirilmesi onların sendikalara katılıp buralarda örgütlenmesini kolaylaştıracaktır.
- Irkçılıkla mücadele: Tüm üyelerin eşit haklara sahip olduğunu göstermek için sendikalarla iş yerlerindeki ırkçılığa karşı mücadele önem taşımaktadır.
Sonuç olarak göçmen işçilerin Türkiye işçi sınıfı içindeki konumu ve sendikal mücadeleye katılımları günümüzün oldukça önemli meselelerinden biridir. Sendikalar göçmen işçilerin sorunlarına duyarlılık göstererek ve onların organizasyonlarına destek olarak işçi sınıfı içindeki dayanışmayı güçlendirebilir ve bütün işçilerin çalışma şartlarının iyileştirilmesine katkı sunabilir.
Türkiye’de sosyoekonomik birçok sorunun müsebbibi olarak göçmenlerin gösterilmesinin toplumdaki yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Zeki Aldroubi: Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik sorunlarının kaynağı olarak göçmenleri göstermek tehlikeli ve oldukça yanıltıcı bir yaklaşımdır. Bunun toplumsal sonuçları derin ve çok boyutludur.
- Ayrımcılık ve nefret suçları: Göçmenleri suçlamak toplumda ayrımcılığın ve nefret suçlarının artmasına yol açabilir. Göçmenler suç işleyen bir azınlık olarak görülebilir ki bu da fiziksel şiddeti, sözlü saldırıları ve dışlamayı ortaya çıkarabilir.
- Toplumsal dokunun zayıflaması: Göçmenlerin suçlanması toplumun farklı kesimleri arasında güvensizlik ve nefretin artmasına yol açabilir. Bu da toplumu zayıflayıp toplumsal birliği tehdit eder.
- Siyasi istismar: Siyasi aktörler bu durumu kendileri için kullanabilir ve göçmen karşıtı söylemlerle oy kazanmaya çalışabilir. Bu durum siyasi kutuplaşmaya ve demokratik süreçlerin zarar görmesine yol açabilir.
- Gerçek sorunların göz ardı edilmesi: Göçmenlerin suçlanmasıyla ekonomik eşitsizlik, işsizlik ve yetersiz eğitim gibi gerçek sorunlar göz ardı edilebilir. Bu durum sorunların çözümünü engeller ve toplumun refahını düşürür.
- Ülkelerine yabancılaşma: Türkiye’de yaşayan göçmenler bu gibi söylemler dolayısıyla dışlandıklarını ve istenmediklerini hissedebilir. Bu durum onların toplumsal hayata katılımlarını zorlaştırır ve psikolojik sorunlara yol açabilir.
Peki bu neden yanlış bir yaklaşımdır?
- Girift sorunlara basit açıklama: Toplumsal ve ekonomik sorunlar sadece göç gibi bir etkenle açıklanabilecek basitlikte değildir. Bu sorunların çok sayıda sebebi bulunmaktadır.
- Ceza soruşturması tavrı: Bu yöntem sorunları çözmek yerine suçluları bulmaya odaklanır. Bununla birlikte sorunları çözmek için yapıcı çözümlerin bulunması gereklidir.
- Kavmiyetçi yaklaşım: Bu yaklaşım genellikle popülist politikacılar tarafından kullanılır ve toplum tarafından kolaylıkla kabul edilebilir. Bununla birlikte bu yaklaşım uzun erimde topluma zarar verir.
- Uluslararası imaj: Bu durum Türkiye’nin uluslararası camiadaki imgesini kötü etkilemektedir. Göçmenlere yönelik olumsuz söylem Türkiye’yi insan haklarına saygı gösteren bir ülke olarak görmeyi zorlaştırmaktadır.
Çözüm önerileri:
- Gerçek veriler temelli analizler: Toplumsal ve ekonomik sorunların sebeplerini anlamak için gerçek veriler temelli bir analize ihtiyaç bulunmaktadır.
- Kapsayıcı politikalar: Tüm vatandaşlara eşit haklar tanıyan ve herkesin refahını yükselten kapsayıcı politikalar geliştirilmelidir.
- Eğitim ve bilinç: Topluma göçe ilişkin doğru bilgiler ve bilinç sağlanmalıdır.
- Uluslararası işbirliği: Göç sorunuyla mücadele için uluslararası işbirliği gereklidir.
- Medyanın sorumlulukları: Medya göçe ilişkin nesnel ve dengeli haberler sunmalı ve nefret söylemini yaymaktan kaçınmalıdır.
Sonuç olarak göçmenleri suçlamak yerine sorunların asıl sebeplerine bakmak ve çözüm odaklı politikalar geliştirmek zorunlu hale gelmiştir. Aksi halde toplumda daha fazla bölünme ve gerilim ortaya çıkabilir.
*Zeki Aldroubi’nin Arapça yazarak ilettiği cevapları Şükrü Atsızelti Halka Dergi için çevirdi.





Bir Cevap Yazın