MUSA AKBAL
Hayatı yaşanmaya değer hale getirmektir, inanmak; hiçliğe, çaresizliğe karşı var olmak, umudu yurt edinmek, sevgiyi birliğe dönüştürmek için direnmektir. Varlığı şartsızdır, koşulsuzdur; bilinir ve görünür.
Doğru üzerinde durduklarını bilenler, kendilerinden ve yaptıklarından emin olurlar. Doğru ve güzel olanla yakınlık arzusunun kaynağı ilahidir, zulüm ve yalan olana direnmenin içinden yeşerir. Karanlıkta ve ayazda, gözlerdeki aydınlıklarla ve sözlerdeki sıcaklıklarla, belirginleşir, inanç. Belirerek ve belirginleştirerek anlamın ve anlamanın mümkünlüğünü sağlar.
Direnmeden, sabırla kötülükleri göğüsleyerek karşılamadan, inanç yeşermez. Söylenmesi gerekenleri söyleyebilmek, yapılması gerekenleri yapabilmek, insanlığın yeşermesi sayesindedir.
İnsanı bağlayan zincirin halkaları büyüsel hırslar ve dermansızlık korkularıdır.

Eşsiz ve benzersiz olanın, insanın inançla yaptığı eylemin üzerindeki etkisi, insan bunu kabul etsin veya etmesin, vardır ve bu etki öngörülebilir sınırlar içinde gelişmez. Hırs ve korkudan uzaklaşarak özgürleşen insan, günlerin getireceğine çaresizce katılmayı değil günlere neleri katacağının müjdesini verme kararlılığına erişir. Böylesine bilince erişen eylemin sonuçları basit cebir hesaplarına sığmaz.
Özgür insanın inancında dün ve yarın, bugündür. O, asrı bir güne sığdırarak yapar bunu.
İnancın içinden çıkan doğrular, doğru olanı yapmayı pazarlık metaına dönüştürmez. Çünkü o bir var etme vaadine aittir. Söz, iyiliklerin ve güzelliklerin mutlaka yaratılacağına dairdir. Yaratmaya muktedir olanın takdiridir geçerli olan. İnsana yakışan, sözün ve eylemin getireceği rahmete itimattır.
Bir daha toprak olamayacağız, öyle ki, insan olduk, hayat bulduk; gerçek ve değiştirilemez takdir böyledir. İkram edilen hayat, geri dönüşsüzdür. Beklemek, geciktirmek ve tehir etmek insanlığın, hayatın israf edilmesidir. İnsan, söyledikleri, yaptıkları ve yapmadıklarıyla her gün ve her işte aksamaksızın kendisiyle ve itimat ettikleriyle yüzleşmektedir.
Dayanağı doğru olmayanın korkusu ittihaz ettiğiyle ilgilidir. Yanlış ittihazlar korku sebebidir. Para, güç, ruhbaniyet yanlış ittihazlardır, yüzleri karartır.
İnsan; çökemez, işi bitemez, tenhalarda duramaz, adamcık olmayı kabul edemez.
İnsan sözü, aşağıya düşmez, istikameti yüceyedir. O söz, nelerin olamayacağının değil nelerin yapılacağının sayhasıdır. İnsanlık hakkında söylenecek bundan ileri ne olabilir?
Doğruları kararlılıkla savunan ve üstlenenlerin varlığı her daim var olacaktır ve olmaktadır.
Ağartılmış yüzleriyle insanlığın ortasında duracaklardır.





Bir yanıt yazın