Düşünmek

MUSA AKBAL

Nasipte düşünmek varsa o da olur.

Düşünmenin amacı doğruyu dilemektir. Her başlangıç bir dilektir. Neyi diliyorsa insan şüphesiz ona kavuşmaya çalışacaktır. İnsanın üzerindeki emanet doğruyu dilemesidir. İnsanın sadakati ve ahdi bunun üzerine kurulabilir ancak.

Bu ahdin yerine gelmesi iki koşula bağlıdır; aceleci olmamak ve zulmetmemek. Hemen oldurmak ve istemek insanı zulme ve yeise yöneltir. Yeis eyleminin neticesinin faydasız olacağından kaynaklanır. İnsan an içinde edimde bulunur ama karşılığını hem an içinde hem de bitmeyecek zaman içinde görür. Fayda sadece anı kapsamaz uzun sürecek gelecekle daha fazla ilgilidir. İnsan, sınırı belirsiz bir zaman içinde anlık bir hayata sahiptir. Vereceği tüm karar ve yapacağı tüm iş bir ‘an’ içinde olacaktır. O an içinde yapacağı işler, sınırsız zamanının ahvalini belirleyen etkide olacaktır. Zamana değer olanı yapmaya niyet ve gayreti, doğruya yönelimdir. Doğru tehir edilmiyorsa doğrudur. İnsan, doğruyu anlayabilir ve uygulayabilir, suveri ve gücü buna müsaittir. Zamanın doğrusunun içinde, geleceğin görüntüsü mutlaka vardır. Eğer geleceğin görüntüsü bugünden kendini belli etmiyorsa ona zamanın doğrusu denemez.

Doğru tarz insanın kendi yapıp ettiklerine odaklanmasıdır. İnsanlığın cedelci teologlara değil, insanlığı gözleyen, anlayan her alandaki gelişmelerle insan istek ve eylemleri arasında faziletli ilişki kurabilen hikmetli devrimcilere ihtiyacı vardır. Hikmet, esas olanın üzerine bakışla ve onu açmakla kendini belli eder. Dogmatikliğin ve koşulların baskılarına rağmen, deneyimlenmesinin mecbur olduğu yaşamı işaretler. Böylesine işaretlenen deneyimden uzak kalmanın neticesi çorak kalmaktır ve bu hal insanı takatsiz yapar. Takatsizlik, insanın gidermesi gereken derdidir. İnsan bunu yapabilir. Bu kuvvet insana bahşedilmiştir.

Frederick Arthur Bridgman’a ait A Man Thinking adlı çalışma.

Canlılık, her türden agnostik teslimiyetçiliğe başkaldırandır. İnsan, başkaldırısını sadece kendi özel dünyasında değil, alemlerin içinde de devinerek yapar. Bu yüzden hikmeti de eylemiyle gelişir, gayreti, hikmetinin de yolu olur. Teslim olanlar gayretsizlerdir. Onların ilgileri ve bilgileri kehanet çemberleriyle sınırlıdır.  Çemberde bir gayb, gelecek fikri yoktur. Orda her şey gaibe dönüşür. Halbuki yaşanacak olan, gayretin neticesidir. Şüphe, tereddüt, korkma, ahmaklık ve darlık çemberlerinden çıkıp, gözler şaşmadan ve kaymadan O’ndan gelinip O’na gidildiğini kavramaktır düşünce, yani, Allah ile birlikte olmanın yoluna girmektir. Onunla birlikte olmanın tek yolu O’ndan yardım istemektir. O yardımıyla, çabana iştirak edecektir, fikir ve zikir böyle gerçekleşir. Çabasıyla edindiği hüviyetle, insanın asli nesebi oluşur. Artık, gerçek, alınan miras değil, geriye bırakılan ve yarına aktarılan, yapılanlardır. Canlanmakla, yardım alan ve yardım eden birlikteliği oluşur, zindelik, uyum ve daha kâmil bir istikamette ilerleme başlamış olur.

Düşünceler değişir ve gelişir. Bunun sebebi sadece kişinin ahvali değil üzerinde düşünülen şeylerin de aynı kalmayıp değişmesidir. Fikirlerimiz her gün sınav verir ve bu yeni durumu açıklamadaki kıymeti ve başarısı, üzerinde düşündüğümüze canlılık verip enerji katabilir olmasına bağlıdır. Özgür zihinlerin her türden ruhbaniyet karşısında sunacağı hikmet ışığıyla, uzak ve yakın dilekler ayrımı olmadan aydınlanan görüşlerle, gün be gün yeni bir yaşam kurulur. Ruhbaniyet, enerjinin ve canlılığın sınırlandırılmasıdır, ayrımsız tüm insanlığın aynı enerji ve canlılıkta olmasının gereksizliği üzerine kurar lüzumsuz ve temelsiz yapısını. Halbuki insanlar ayrımsız, dost veya arkadaştır. Gerçek temel ben’likte değil biz’liktedir.

Düşünmek bunu görmektir. Dikkatli bir bakışın verdiği aydınlıkla her şeyin içten birliği, yakınlığı, aynılığı ve şevkleri canlı olarak görülür. Düşünmek, insana maraz olan farkında olmamayı gidermektir. İnsan tüm hasletleriyle, imkanlarının kapasitesini bilerek, anlamaya ve farkında olmaya gayret ettiğinde düşünmeye başlamış olacaktır. İnsanoğlu alemlerin bütünlüğü içindeki özelliğini idrak etmek, bir önceki halden bir sonraki hale kemal istikametinde ilerlemek, insanların birbirlerini anlayacağı özgür zihnin varlığını devamlı kılmak, kendini sarmalayan maddi koşulları dönüştürmek hallerinden birisini dahi asla terk edemez. Düşünce bu haller üzerinde yükselirse farkındalık imkânına erişir. O zaman görülür ki, yapılamayacak bir şey yokmuş, yapılmayanlar varmış.

Düşünmek yapmaktır. Yapmadan düşünemezsin. Yapma azmidir insanda düşünceyi başlatan. Gerçek, kabuğun içinde saklı, keşişin keşfedeceği bir sır değil yaptığın eserdir. Yapmadığını bilemezsin. İnsan için dünya kurtulması gereken bir mahpushane değil sanat atölyesi gibidir. Sanat emek ister. İnsanın kaderi Allah’la birlikteliğe yönelmiş emeğidir. Sanat, sadece maddeyi biçimlendirmekle sınırlı kalamaz bizzat insanın kendisini de oluşturur. Nasıl olunması gerekiyorsa, insan, kendisini de öyle yapmak zorundadır. Düşünmenin yapmayla zorunlu ilişkisidir bu ve öyle ki yapmayı, sanatı, özgür zihinlerin birlikte gerçekleştirebileceği bir eylem düzeyine çıkarır. Hangi hareketlilik içindeysen tabi ki, bilincin de oraya aittir. Aynı zamanda bir alem ve ortak arz içinde gerçekleşmektedir her şey. Bu yüzden yapma ‘biz’le alakalıdır, ‘ben’le değil. Fesat benlikle başlar.  

Düşünmek, rüya görmektir. Yapılacak olanı sonuçlarıyla düşlemek düşünmenin zorunlu halidir. Düşlemek, misaller aleminde dolaşmak değil, yapılacak olana, sanatınıza bakışı çevirmektir. Rüyasını görmediğin işi yapamazsın. Yapacağının rüyasını takip etmek, düşünme ve yapmayı, koşullar ideolojisinin ve vaktin üstüne yükseltmektir. Koşulların azametinin üstüne çıkmadan hiçbir olumlu gelişme sağlanamaz. İnsanlığın içinden geçtiği halleri aşmanın iradesi vakitlerle de sınırlandırılamaz.  En son hali ilk anda görebilmektir, rüya. Bu yüzden herkes rüyasını beyanla sorumludur.

Düşüncenin tabii hali, sadıklıktır. Sadakat, sinsilikten, yani ayrı ve özel hesaptan uzaklaşmayla elde edilir. Sinsilik insanlığın düşmanıdır. İnsandan uzaklaşma ve aşağıya düşmektir. Zalimler bu yüzden insanın, insanın kurdu olacağı vesvese usulüyle çalışır. Vesvesenin hakikati yoktur. Vesvesede sinsilik tınısı vardır. Sinsiliği bozacak yol rüyaların, insanlık önünde açık edilmesidir. ‘Rüyalarınız anlatılsın ki ne olduğunuzu bilelim’ deme hakkına sahiptir tüm insanlar, birbirleri hakkında. Sözü ve işi doğru olanın rüyası da doğru ve müjde olur.

Düşünmek, vakitleri sehere dönüştürmektir. Seher vakitleri başlangıç vakitleridir. Seher vakitlerinin bereketlerinden nasibini alanlar, insanlığa, güven nedir, fazilet nedir, doğru nedir gösterirler. Karanlığın içinden seherin muştusunu verebilenlerle ancak bu vakitler bereketlenir. Takatsizlik sorumluluğu kaldırmaz. Hareket alanlarını genişletmenin gerekliliğini ve bilincini meydana çıkarır. Her şeyin önünü açacak aziz bir yol üzerinde olmak dışında seçenek yoktur. Yolun aziz olursa yardımı da ona göre alırsın. Son söz: Allahtan başka hiçbir gücün kapasitesinden bahsedilmez. Allah, mekanını insanların kalbinde kurmuştur.

Bir Cevap Yazın

halka dergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin