Bizim 1 Mayıs’ımız

BEDRİ SOYLU

Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.

Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet

Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvettedir hak, hakkını haksızlara anlat.

Yaşar Nezihe – Mayıs 1923

Osmanlı’da işçi sınıfının örgütlü ve kitlesel bir siyaseti gözetmeye başlaması tütün rejisi işçilerinin hareketlenmesiyle başlar. Bazı devlet dairelerinde ve orta ölçekli üretimhanelerde işçilerin hak talepleri ise 19. yüzyılda görünmeye başlamıştı. Bir düzeyde sanayisi ve gelişkinliği fazla olan şehirlerde kadın-erkek bütün işçilerden grevler, bazı hak talepleri görülebiliyordu. Sınıf bilimcinin bugünün sınırları için enternasyonal bir düzeye erişmesine tütün rejisinin hizmet ettiğini de söyleyebiliriz.

1 Mayıs 1909

Osmanlı tarihçileri toprak rejiminin geç 19. yüzyılda değiştiğini ve “modernize” olmaya başladığını söyler. Bu dönemde kolektif alanların özel mülkiyetlere dönüştürülmeye başlandığı bir çitleme dalgası yükselir. Tarımsal üretimin ve şehir hayatının birbiriyle konuştuğu Selanik, İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde -ki buralar aynı zamanda uluslararası pazara tütün üreten yerlerdir- kırsal alanlarda tarımsal üretimle geçinen birçok insanın işçileşmesini ve tütün fabrikalarında çalışmaya başladıklarını görürüz. Artık, sadece telgraf işçileri gibi görece küçük ve itibarlı bir işçilikten farklı olarak, tabandan yükselen kitlesel bir işçileşme süreci gerçekleşir. Neticede ilk kitlesel işçi kalkışmalarını bu şehirlerde görürüz. Bu tarihlerde her milletten vatandaşın yer aldığı Osmanlı Amele Cemiyeti kurulur. Abdulhamit istibdadı bu cemiyeti yasaklar. Sınıf refleksi de çitlemeler yaygınlaştıkça ve küçük üreticiler işçileştikçe doğal olarak siyasetin merkezinde yerini almaya başlar.

Ülkemizdeki ilk 1 Mayıs çağrısı da bu şehirlerden birinde yapılır. 1906 yılında İzmir Basmane’deki işçi kahvelerinde hayaletin gezinmeye başladığını görürüz. Daha çok zamanında Afrika’dan köle olarak Osmanlı coğrafyasına gelmiş olan siyahi işçilerin uğradıkları mekânlarda ve kahvelerde dağıtılan bir çağrıdır bu. Çağrı Arapça kaleme alınmıştır. Bu çağrının Arapça olması, olanca şiddetiyle süren istibdat rejimine bağlanır.

Çağrı günümüz Türkçe’siyle şöyledir:

“Yurtsever Kardeşlerim! Şerefli Gazete Çalışanları! Haberiniz olsun ki, 1 Mayıs Dünya İşçileri Bayramı münasebetiyle amele kıraathaneleri civarındaki tren istasyonu mevkiinde toplantı ve gösteri vardır. Dernek (Cemiyet) Reis Vekili Celil ve İsameddin Efendi. 1906”[1]

Meşrutiyet Devrimi sonrasında ülkenin her bir tarafında işçi grevleri ve eylemleri patlak vermeye başlar. Osmanlı coğrafyasının farklı şehirlerinde başlayan grevler için sermaye sınıfının şimdi için uluslararası diyebileceğimiz dayanışması da yaşanır. Samsun’daki grevin kırılması için Selanik’teki reji yardıma koşar mesela. Ya da başka şehirlerden grev kırıcılar taşınmaya çalışılır.

Türkiye’nin işçi sınıfı, çitlemelerin ve özel mülkiyet kurumlarının derinleşmesiyle birlikte dünyadaki diğer ülkelerdeki toplumsal reflekslerden pek de farklı olmayan bir şekilde görünürleşti. Neticede halk bulduğu her fırsatta, elindeki imkânları kullanarak sınıf refleksini sergilemeyi sürdürdü.

Şimdi 2024 yılının 1 Mayıs’ındayız. Belki de ilk defa ülkeyi soyup soğana çeviren mevcut çetenin karşısına birlik halinde Taksim Meydanı’na çıkılmak isteniyor. Bütün canı sıkılanlar ve hoşnutsuzlar, hafızalarının kazındığı mekanlarını geri istiyor. Kamusal alanın bir tahakküm görüntüsü olarak Taksim, işçi sınıfının siyasetinin görünürleşmesinde kamusal alanın tahkimi için de bugün anlam ifade ediyor.

İşçi sınıfının mücadele gününe ve azmine selam!

Yaşasın 1 Mayıs!

Biji 1 Gulan!


[1] Bu belgeyi ilk olarak araştırmacı Oktay Gökdemir yayınlamıştır. Arapça metin için latinizasyon:

El-ihvatü’l-vataniyye

El-âmiline fi’l-ceraidiel-vataniyyetü’ş-şürefa

Nidaen leküm bi-münasebeti îdü’l-ammâli’l-âlemî fî evveli şehri Mâyu sâatün li-ictimai ve’l-ihtinali hüve mevkii muhittati’l-kıtâru fi civari’l-mekahi..

Vekilün Reîsü’l Cem’iyyeti. Celîl ve İsameddin Efendi. 1906”

Bir Cevap Yazın

halka dergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin