SÜHA TARIK KESKİN
İslam Bergerak (İlerleyen İslam/Hareketli İslam) 2014 yılında Endonezya’da Ekonomi-politik ve İslam merkezinde kurulan bir platform[1]. Ancak İslam Bergerak ismi aynı şekilde Hollandalı sömürgecilere karşı İslami sol söylemi Endonezya’da inşa eden 1917 tarihli bir gazetenin adıdır. Java Bölgesi’nin ilk Müslüman sosyalist önderlerinden Muhammed Misbah tarafından yayımlanan bu gazete, ismini bu yazımızda konu edineceğimiz bugünkü platforma vermiştir.
İlk bakışta İslam Bergerak’ın kendini iki mücadele alanında tanımladığını fark ederiz. Kendilerinin internet sitesinde karşılaştığımız yazılar bir yandan ekonomik mücadele alanında, sahadan, direniş ve görevlerden oluşurken aynı sayfada ideolojik mücadele kapsamında Araf suresinin yeni bir tefsirini pekâlâ görebiliriz. Nitekim absürt bir şekilde “komünizmin” isminin dahi yasaklandığı bir ülkede bu faaliyet, halkı Müslüman olan topraklarda emek mücadelesini yürütmektedir.

Aynı zamanda hem ekonomik hem de ideolojik mücadele alanını birini diğerine tercih etmeksizin uygulamayı ihmal etmiyor. Nedir ki, internet sitelerinde de görebildiğimiz üzere Endonezya’daki ormanların ve köylerin devlet- şirket işbirliği tarafından parsellenip tahrip edilmesine karşı detaylı analizlerin[2] yanında bu direnişlerde de bilfiil görev alıyor. Bunun yanında İslam Bergerak, ideolojik söylem üretme açısından da oldukça titiz bir şekilde Müslümanların tarihini ölü ve donuk bir yerde bırakmaktan kaçınarak, Müslümanların tarihindeki olay ve olguları bugüne taşımaya çalışıyor. Öyle ki Hz. Aişe’yi “modern bir feminist”e dönüştürmeksizin, o tarihin kendi şartları içerisinde değerlendirerek “kadın mücadelesini” bugüne taşımaya özen gösteriyor. .
Kemikleşmiş/selefileşmiş solun Müslümanlara karşı takındığı üstenci tavırlara karşı İslam Bergerak, oldukça nesnel bir tavır sergileyerek şu soruları sormaktadır: “Fakat dini ifadeleri yaşadıkları acı deneyimlerden soyutlanmalı mı? Picek’in (konu aldıkları sufi bir işçi) ifadesi yaşam koşullarından ayrı mı tutulmalı? Dinin gerçekten siyasi özlemlerden ayrılması gerekiyor mu? Ayrılık aynı zamanda belirli toplumsal koşulların dinsel bir ifadesi değil mi?” [3] Bu samimi soruşturma ile İslam Bergerak, günümüz Türkiye’sinde de oldukça ihmal edilen bir noktaya parmak basmaktadır.
Hareketli özneler olarak İslam Bergerak, direnişlere ve grevlere girişirken bir yandan hem kendinin hem de halkının özneliğini temsil eden İslam’a sarılmaktadır. Böylelikle kendini halktan, emekçiden ayrı ve üstün tutan “selefi” bir sol tutumun önüne geçerek, halkı ile birlikte “devrimcileşmektedir”.
Peki İslam Bergerak’ın mücadelesi bizler için ne ifade etmektedir?
Bugün ülkemizde kendini birtakım üstenci kalıp ve parantezlerle ifade eden, emek mücadelesine yaklaşmak, emek mücadelesini yakınsamak böylelikle ideoloji ve pratiği nesnel koşullardan/sahadan kurmak yerine kendi saflarına insan, saf ve temsiliyetlerine insan çekmeye çalışan kimi sol örgütlerin açmazlarının sebep olduğu sıkıntıları ile yüzleşiyoruz. Öyle ki nesnel koşullar yerine kendi ilkelerini merkez kabul eden bu örgütler, kendi laik perspektifleri sebebiyle, emekçi ile halk ile gerçek bir ilişki kurmaktan geri kaldığı aşikar. Bu noktada İslam Bergerak’ın halkla birleşmiş, samimi bir ilişki kurmaya dair çabaları önem kazanmaktadır.
Pratik açıdan bu ilişkinin nasıl kurulacağının da oldukça sarih bir örneğidir İslam Bergerak. Hareketli özneler olarak İslam Bergerak, direnişlere ve grevlere girişirken bir yandan hem kendinin hem de halkının özneliğini temsil eden İslam’a sarılmaktadır. Böylelikle kendini halktan, emekçiden ayrı ve üstün tutan “selefi” bir sol tutumun önüne geçerek, halkı ile birlikte “devrimcileşmektedir”.
[1] https://islambergerak.com/mukadimah/
[2] Şaşırtıcı bir nokta olarak bu analizler İbrahim Kaypakkaya’nın Çorum özelinde yaptığı analizlere oldukça benzemektedir.
[3] https://islambergerak.com/2022/10/agama-adalah-perlawanan-dan-dunia-itu-penipu-ulung/





Bir Cevap Yazın