Halka Dergi’nin 4. sayısında geçen iki ayda gündemimize takılan meseleleri Halka’nın Gündemi başlığıyla derledik.
ABD ve Avrupa’da Gerçekleşen Üniversite İntifadasını Selamlıyoruz!

ABD’de Columbia Üniversitesi’nde başlayan ve dünya çapında yaygınlaşan Filistin yanlısı üniversite eylemleri, öğrencilerin Filistin’deki soykırıma sessiz kalmadıklarını ve Filistin direnişinin yanında olduklarını tüm dünya kamuoyuna gösterdi. NYU, MIT, Yale, Stanford vb. gibi dünyanın önemli üniversitelerinde gerçekleşen kitlesel eylemlerde öğrenciler, bazen üniversite yönetiminin bazen de kolluk kuvvetlerinin baskı ve şiddetiyle karşılaşıp gözaltına alınsalar da “Bizim maruz kaldığımız şiddet Filistin’deki küçücük çocukların, gençlerin yaşadıkları yanında hiçbir şeydir. Bu sebeple Filistin’in yanında olmaktan ve direnişten vazgeçmiyoruz!” diyerek kararlılıklarını deklare ettiler. Çeşitli üniversitelerin mezuniyet programlarında yasak olmasına rağmen Filistin yanlısı eylemler devam etti, öğrenciler kampüsleri işgal ederek üniversitelerinin işgalci İsrail’le ilişkilerini kesmesi talebini yükselttiler. Bizler de Filistin direnişini dünya üzerindeki her bir toprak parçasında yaşatacağımızı söylüyor ve ABD-Avrupa’daki Üniversite İntifadasını selamlıyoruz!
Aksa Tufanı’nın 8. Ayında İşgalci İsrail’le Ticaret Kesildi!

9 Nisan’da açıklanan İsrail’le yapılan ticarete yönelik alınmış kısıtlama kararının ardından kamuoyunun baskısı ve uluslararası gelişmeler doğrultusunda Ticaret Bakanlığı 2 Mayıs tarihinde işgalciyle ticaretin tamamen kesildiğini duyurdu. Yapılan açıklamada “Gazze’ye kesintisiz insani yardım girene kadar” şartı koşularak ticarete ara verildiği görüldü. Bunun üzerine Filistin yanlısı eylemciler işgalciyle ticaretin koşulsuz şartsız tamamen kesilmesi gerektiğini vurgulayarak “Süreli Değil Kesintisiz Ambargo!” talebine vurgu yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sosyal medyada İsrail’le ticaretin çeşitli üçüncü ülkeler üzerinden devam ettiği iddiaları dolaşırken Gazze’yi yerle bir eden İsrail hükümetinin tamamen yalnızlaştırılması için ticari, askeri, diplomatik tüm ilişkilerin kesilmesi gerekliliği gerçekliğini koruyor. Bunun yanında SOCAR’ın taşımacılığını üstlendiği petrol Türkiye toprakları üzerinden İsrail’e ulaşmaya, Zorlu’nun elektrik santralleri işgal topraklarını aydınlatmaya devam ediyor.
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi Hayatını Kaybetti

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, aralarında İran Dışişleri bakanı Hüseyin Amir Abdullahiyan’ın da bulunduğu beraberindeki heyetle birlikte, 19 Mayıs günü Azerbaycan’da yaptığı görüşmeler sonrasında geri dönerken helikopterinin düşmesi sonucu yanarak hayatını kaybetti. Özellikle Filistin’de yaşanan saldırı ve soykırımla birlikte artan bölgesel gerilim nedeniyle bu kazanın bir suikast olduğu kanaatlerini güçlendirdi. İran hükümetinin yaptığı açıklamaya göre henüz bu iddiaları kanıtlayan verilere ulaşılabilmiş değil. İran’da reform isteyen seçmenlerin büyük oranda sandıklara gitmediği bir seçimle Cumhurbaşkanı olan Reisi, ülkede son dönemde baskıcılığa ve ekonomik krize karşı yükselen tepkilerin sorumlusu olarak görülüyordu. 1980’de gerçekleştirilen toplu idamlar nedeniyle “Tahran Kasabı” olarak da adlandırılan Reisi, Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından katledilmesiyle başlayan protestolardan sonra toplumdaki siyasi nüfuzunu büyük oranda kaybetmişti.
İliç’te İşçilerin Cesetlerine Ancak Ulaşılabildi

Erzincan İliç’te 19 Şubat’ta meydana gelen liç yığını kayması sonrasında göçük altında kalan ve hayatını kaybeden 9 işçinin cesedi 3,5 aydan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen henüz çıkarılabildi. Yaşanan facia üzerine yapılan son bilirkişi raporuna göre işveren yükümlülüğünde olan acil eylem planının hazırlanmamış olduğu tespit edildi. Bununla birlikte bölgedeki su kaynaklarında kirlenmelerin yaşandığı raporda belirtildi. Son bilirkişi raporuna göre, faciadan sonra gözaltına alınıp 6 saat içinde serbest bırakılan Anagold Türkiye Müdürü Cengiz Demirci de asli kusurlu bulunuyor.
Netanyahu Hakkında Tutuklanma Talebinde Bulunuldu

Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Han, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Savunma Bakanı Gallant hakkında tutuklanma kararı talebinde bulundu. Netanyahu ve Gallant’a “savaş suçu olarak sivil nüfusa karşı kasıtlı saldırılar düzenlemek”, “açlıktan kaynaklanan ölümler de dahil olmak üzere, insanlığa karşı suç olarak imha ve/veya cinayet”, “insanlığa karşı suç olarak zulüm” ve “insanlığa karşı suç olarak diğer insanlık dışı eylemler”, “savaş suçu olarak sivillerin aç bırakılması” ve “savaş suçu olarak zalimce muamele” gibi suçlar yönelten Başsavcı, ek olarak Hamas liderlerinden İsmail Heniyye, Yahya Sinvar ve Muhammed ed-Dayf hakkında da tutuklama kararı talebinde bulundu. Uluslararası kamuoyunda karşılık bulan bu tutuklanma talepleri emperyalist ülkelerce kınanırken, Başsavcı MOSSAD başta olmak üzere birçok Siyonist oluşumun tehditlerine maruz kaldı.
1 Mayıs Tutuklamaları Sürüyor

Normalleşme ve yumuşama tartışmalarıyla birlikte girilen 1 Mayıs için, muhalefet partileri, meslek örgütleri ve sendikalar ciddi bir destekle Taksim’e yürüme kararı almıştı. Ve bu 1 Mayıs’ta sadece Taksim çevresi için değil, İstanbul için benzeri görülmedik bir kapatma ile karşılaştık. Sonrasında Taksim kararını sahiplenen bütün yapılar Fatih Saraçhane meydanına yöneldi. Bozdoğan Kemeri’ni şeritle kapatan polisler kimsenin Unkapanı tarafına geçmesine izin vermedi. Bu sırada yaşanan çatışmalar ve arbede nedeniyle 10larca kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan bazıları serbest bırakılırken hâlâ onlarca kişi tutuklu durumunda. 29 Mayıs’ta açıklanan savcı iddianamesine göre 42 kişi için toplam 567 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Kobani Davasında Karar Açıklandı

6-8 Ekim 2014’te IŞİD saldırısı nedeniyle sıcak günler yaşayan, Kürtlerin yaşadığı Kobani şehrine destek vermek isteyen Türkiye’deki Kürtlerin rahatsızlıkları nedeniyle başlayan Kobani olaylarıyla ilgili dava neticelendi. Erdoğan o dönemde “Kobani düştü, düşecek” açıklamasıyla siyasi tansiyonu yükseltmiş ve olayların büyümesine neden olmuştu. HDP tarafından yapılan çağrıyla sokak gösterileri başlamış ve failleri belli olmayan ölümlü hadiseler yaşanmıştı. Siyasi sorumluluğu asla almayan hükümetin yönlendirmesi ve teklifiyle açılan dava birçok HDP üyesine ve yöneticisine cezaların yağdırılmasına neden oldu. Dönemin eş-genel başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ağır cezalar aldılar. Yüksekdağ ve Demirtaş’ın 2016’da hazırlanan fezlekeyle milletvekilli dokunulmazlıkları kaldırılmış ve CHP’nin desteğiyle yargılamanın yolu açılmıştı.
Cumartesi İnsanları 1000. Haftada Galatasaray Meydanı’ndaydı

Kaybettikleri yakınlarının özlemiyle adalet taleplerini her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda haykıran Cumartesi İnsanları’nın 1000. toplantısına yüzlerce kişi katıldı.. AYM’nin ihlal kararına rağmen polisin barikatlarla kapalı tuttuğu Galatasaray Meydanı bu hafta açılarak kalabalık tarafından dolduruldu. Meydan 1001. haftada tekrar barikatlarla kapatıldı.
Filistin İçin Bin Genç SOCAR’a ‘Vanaları Kapat’ Dedi

Siyonist işgalin petrol ihtiyacının %60’ını karşılayan SOCAR, İstanbul’daki binası önünde protesto edildi. Filistin İçin Bin Genç ve Direniş Çadırı tarafından düzenlenen protestoda SOCAR’ın Azerbaycan devletinin firması olması ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden işgalciye sağlanan petrolün Türkiye üzerinden gittiğine dikkat çekildi. “Vanaları kapat petrol taşıma” sloganıyla eylemciler binanın kapılarını kırarak içeri girdiler. Yaşanan arbede sonrasında protesto oturma eylemiyle devam etti. Eylem alanında herhangi bir polis müdahalesiyle karşılaşmayan eylemcilerden 13 kişi, sonraki günün sabahında yapılan eylemler gerekçe gösterilerek ev baskınıyla gözaltına alındı. Savcılığa getirilerek ifadesi alınan 3 kişiyle de birlikte toplam 16 eylemci hukuki işlemlerin ardından serbest bırakıldı.
“Normalleşme” Gölgesinde Kayyım

31 Mart Seçimlerinde Hakkari Belediyesi eş başkanı olarak seçilen Mehmet Sıddık Akış Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma üzerine gözaltına alındıktan sonra belediye başkanlığına İçişleri Bakanlığı tarafından 03.06.24 tarihinde kayyım atandı. Aynı zamanda Hakkari Valisi olan yeni kayyım belediye başkanı, valilik yetkilerini kullanarak Hakkari’de toplantı ve gösterileri yasakladı. Kayyım kararından sonra başta Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerde olmak üzere Türkiye’nin bir çok yerinde halk kayyım kararına karşı tepkilerini göstermeye devam ediyor. Özellikle sınır illerinden başlamak üzere Kürt halkının iradesinin gasp edilmesi sıradan görülen bir hadise oldu. CHP’den seçilen ve taksirli suç soruşturması nedeniyle görevden alınan Kepez Belediyesi başkanı için belediye meclisinden bir başkan vekili seçilmiş olmasına rağmen Kürtlerin yaşadığı şehirlerdeki tepeden atama usulü kayyım uygulaması ülkedeki siyasi atmosfere dair bize çok şey anlatıyor.




