Halka’nın Gündemi: Kasım – Aralık 2024

Halka Dergi’nin 7. sayısında geçen iki ayda gündemimize takılan meseleleri Halka’nın Gündemi başlığıyla derledik.

Yeni Bir Çözüm Süreci Mi?

Yeni çözüm süreci tartışmaları üzerine 12punto’nun yaptığı bir çalışma.

Hükümet ortağı Devlet Bahçeli’nin Ekim ayında Abdullah Öcalan’ı gerekirse mecliste konuşturmayı teklif ederek başlattığı “yeni çözüm süreci” birçok garabeti ve bilinmezi barındırarak sürüyor. Yapılan girişimin samimiyeti ve kayda değer bir çözüm teklifi olup olmadığı tartışılmaya devam ediyor. Demirtaş’ın hapiste kalmasının istendiği, İmralı adasına gidecek olan kösterin hâlâ çalışmadığı, kayyum uygulamalarının ara vermeden devam ettiği, hatta Dersim’de bir muhtarlık için bile kayyumun atandığı, anti demokratik bir süreç işliyor. Tarafların, hesapların ve beklentilerin anlaşılamadığı, Suriye’de savaş siyasetinin sürdüğü bir durum söz konusu. Çözüm süreçlerinin asgari demokratik standartlarının hiçbirisini taşımayan bu yeni hadiseyi merakla takip ediyoruz.

Kasım ayında yeni çözüm süreci tartışmaları başladıktan hemen sonra CHPli Esenyurt belediyesine kayyum atanmasından sonra Kürtlerin etkili olduğu belediyelere kayyum atamalar devam ediyor. Halfeti, Batman, Dersim, Mardin gibi büyük ve önemli şehirlerde halkın iradesi gasp edildi. Kayyumlardan sonra birçok ilde protestolar ve nöbetler düzenleniyor. Barış, Kürt halkının iradesi gasp edildiği müddetçe gelmeyecek!

Göçmenler Geri Gönderilme Tehlikesiyle Karşı Karşıya!

Göçmek zorunda kalan insanlar.

Suriye’de yaşanan son gelişmelerden sonra Türkiye’de yaşayan Suriyelilerin ülkelerine dönebileceklerine dair sağ siyasetlerden isimlerden açıklamalar gelmeye başladı. Bu gelişmeler öncesinde de geri gönderme uygulamaları hukuksuzca yürütülüyordu. Halihazırda güvencesiz koşullarda yaşayan göçmenler için herhangi bir soruna çözüm olmayacak bu gibi açıklamalar, göçmenlerin varlığına karşı bir kampanyanın oluşmasına hizmet etme potansiyeli taşıyor. Şaibeli bir şekilde öldürülen göçmen kadın öğrenci Gabonlu Dina’nın ve kaçak işletilen bir madende çalıştığı sırada öldürülüp cesedi yakılan Afgan işçi Vezir Muhammed Nourtani’nin süren davaları, göçmenlerin yaşadıkları güvencesizliği resmetmeye yetiyor. Henüz dengesini bulmamış ve nasıl bir yola gireceği belli olmayan bir Suriye söz konusu iken, göçmenlerin geri gönderilmek zorunda bırakılmasını kabul etmiyoruz!

Beşşar Esad Devrildi!

Esad’ın düşüşü sonrasında Hama’da çekilen bir fotoğraf. [Kaynak: AP]

Esad ailesinin Suriye’deki 61 yıllık hanedanlığı son buldu. Suriye’de yaşayan halka nefes aldırmayan, Suriye halkına savaşmaktan başka seçenek sunmayan bu zalim yönetim, uluslararası desteğini kaybettiği belli olunca 12 günde yıkıldı. 13 yıldır süren iç savaşta, Esad rejimi meşruiyetini ve kamuoyu desteğini büyük oranda kaybetmiş ve bölgede etkili olmaya çalışan ülkelerin desteğiyle varlığını sürdürmüştü. Esad devrildikten sonra ailesiyle birlikte Rusya’ya sığındı. Yeni durum her kesimden Suriye halkının büyük bir sevinç yaşamasına neden oldu. Bununla birlikte Şam’ı ele geçiren birliklerin bağlı olduğu HTŞ’nin ülkenin geleceğine dair etkileri de endişeyle takip ediliyor. Suriye halkının iradesine selam gönderiyoruz. Demokratik ve eşitlik temelli işleyen, küresel sermaye sistemiyle uzlaşmayan, halkıyla barışık ve Filistin direnişini sahiplenen bir Suriye’nin kurulmasını temenni ediyoruz.

Güney Lübnan’da Ateşkes

Güney Lübnan’da ateşkes sonrası bir fotoğraf. [Kaynak: AA]

Ekim ayının başında güney Lübnan’a kara hareketi başlatan İsrail ile Hizbullah arasında iki aya yakın süren sıcak çatışmalar, 27 Kasım’da yürürlüğe giren ateşkes anlaşması ile sona erdi. Aralık ayı itibarı ile İsrail, askerlerini güney Lübnan’dan tamamen çektiğini açıkladı. Bununla birlikte istihbarat toplamak amacıyla uçuşlara devam edileceği belirtiliyor. İsrail’in çekildiği bölgelere Lübnan ordusu ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) birlikleri konuşlandı. Daha önce Hizbullah askerinin denetiminde olan bölge, ABD’nin de yer aldığı uluslararası bir koalisyon ve Lübnan ordusunun denetimine verildi. Ayrıca çatışmalar nedeniyle kuzeye göç eden Lübnanlıların evlerine geri döndükleri belirtiliyor.

25 Kasım’da Kadınlar Şiddete Karşı Sokaklardaydı!

25 Kasım’da Tünel Meydanı’nda buluşan kadınlar. [Kaynak: kadindayanismasi.net]

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar sokaklardaydı. 25 Kasım, kadınların hayatın her alanında maruz kaldığı erkek ve devlet şiddetine karşı verilen mücadele için önemli bir gün. Bu 25 Kasım’da kadınlar, vahşice katledilen İkbal Uzuner’in ve Ayşenur Halil başta olmak üzere katledilen tüm kadınların hesabını sormak için eylemdeydi. Kadın cinayetleri günden güne artarken, bu cinayetleri ve her türlü erkek şiddetini önleme amacıyla hazırlanmış İstanbul Sözleşmesi’nin hükümet tarafından feshedilmesinin üzerinden tam üç yıl geçti. Aynı zamanda, Filistin’de ve Kürdistan’da devlet şiddetine direnen kadınların mücadelesi, 25 Kasım eylemlerinin öne çıkan gündemlerinden biri oldu. Kadınların erkek ve devlet şiddetine karşı mücadelesi devam edecek.

Polonez İşçileri Direnmeye Devam Ediyor!

Direnen Polonez işçileri.

Tek Gıda-İş sendikasına üye oldukları için işten atılan ve Temmuz ayından beri direnen Polonez işçilerinin direnişi devam ediyor. 6 Aralık’ta talepleri için Ankara’ya yürümek isteyen Polonez işçilerinin yürüyüşü Çatalca Adliyesi’nin önünde polis tarafından engellendi, onlarca işçi polis şiddetiyle gözaltına alındı. Tarlaya koşan beş kadın işçinin polis tarafından kovalanması ve şiddetle gözaltına alınması, devletin ve onun kolluk güçlerinin patronların çıkarı için işçilere her türlü zulmü uygulamaktan geri durmadığını bir kez daha gösterdi. İşçiler, Çatalca Adliyesi önündeki polis ablukasını yarmak ve seslerini duyurmak için açlık grevine başladılar. 16 Aralık günü bir grup Polonez işçisi ablukayı aşarak Kartal Adliye’sine ve daha sonra Gebze’ye ulaştı. Yürüyüş Ankara’ya doğru devam ederken 18 Aralık’ta sendika görevlileri Çalışma Bakanlığı ile yapılan görüşmelerin olumlu geçtiğini, çözüm için adım atılacağını duyurdu ve yürüyüş durduruldu. Tüm zorluklara ve engellemelere rağmen direnişten vazgeçmeyen Polonez işçilerinin yanındayız. Bu direniş, Türkiye’de sendikalaşma mücadelesi veren tüm işçilerin direnişine dönüştü. Polonez işçileri bir an önce sendikalı olarak işe geri alınsın, sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılsın!

Metal İşçileri Grev Yasaklarını Tanımıyor!

Birleşik Metal-İş’in grev yasağı ardından yaptığı basın açıklamasından.
[Kaynak: dijitalgaste.com]

Birleşik Metal-İş sendikasının örgütlü olduğu Hitachi Energy, Schneider Elektrik, Grid Solutions ve Arıtaş Kriyojenik fabrikalarında işçiler MESS sözleşmesinde anlaşma sağlanamadığı için greve çıkmıştı. Hitachi işçileri 4 Aralık’tan beri greve devam ediyordu. İşçiler yüzde 125 ücret artışı talep ederken, patronlar yüzde 40 zam oranında diretiyordu. İnsanca bir ücret için direnen işçilerin grevi, 14 Aralık’ta yayınlanan bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla “milli güvenliği” bozduğu bahanesiyle iki ay süreyle ertelendi. Bu erteleme kararı fiili olarak grevlerin yasaklanması anlamına geliyor çünkü erteleme kararından sonra işçiler greve devam edemiyor. Bu grev ertelemesi yaklaşık 2 bin işçiyi kapsıyor. Aziz Çelik’in açıkladığı üzere, AKP döneminde (2002-2024) yaklaşık 197 bin işçinin grevi yasaklanırken grev hakkını kullanabilen işçi sayısı yaklaşık 90 bin oldu. Birleşik Metal-İş üyeleri ise bu grev yasağını tanımayarak hakları için direnmeye ve üretimden gelen güçlerini kullanmaya devam ediyor, işçilerin yanlarındayız.

Çalışırken Ölmek İstemiyoruz!

İSİG Meclisi’nin Kasım 2024 raporu.

İSİG Meclisi’nin hazırladığı rapora göre, geçtiğimiz Kasım ayında 164, 2024 yılının ilk on bir ayında en az 1708 işçi hayatını kaybetti. İnşaat, taşımacılık ve tarım, en çok iş cinayetinin yaşandığı işkollarından bazıları. Patronların maliyet görüp İSİG önlemlerini almaması ya da yetersiz alması, devletin gerekli denetimleri yapmaması, ağır iş yükü, uzun çalışma saatleri ve sendikal örgütlenmenin engellenmesi iş cinayetlerinin temel nedenlerini oluşturuyor. Patronların kâr hırsı için işçilerin katledilmesini kabul etmiyoruz!

Asgari Ücret Tespit Komisyonu Görüşmeleri Başladı

Asgari Ücret Tespit Komisyonu. [Kaynak: DHA]

Türkiye işçi sınıfının yaşam standardı açısından hayati önemde olan asgari ücret için tespit komisyonu toplantıları başladı. Artık asgari olmaktan daha çok ortalama bir ücret durumuna gelen asgari ücretin ülkede yaşayan işçilerin büyük kısmının yaşam standartlarında belirleyiciliği her geçen gün artmaya devam ediyor. Ülkemizde OECD ortalamasının çok üzerinden bir kesim asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Bu yıl yapılmayan ara zam ve dizginlenmeyen enflasyon nedeniyle geçinmek için yetmeyen asgari ücret, işçi sınıfının ek işler yapmak zorunda kalmasına ve daha uzun saatler çalışmak zorunda kalmasına neden oldu. Şu koşullarda işçi sınıfının elinin rahatlaması için asgari ücretin gerçek enflasyon değerleri dikkate alınarak güncellenmesi gerekiyor. Bununla birlikte yapılan zam bahane gösterilerek karşılaşılan sahte fiyat artışlarına engel olunması ve asgari ücretin yıl içerisinde, fiyatı sürekli güncellenen temel tüketim maddeleriyle paralel olarak düzenli arttırılması gerekiyor. Fakat, asgari ücreti “belirleyecek” tespit komisyonun yapısı bu kararın bu komisyondan çıkmayacağını ortaya koyuyor. Komisyonda patronların örgütü TİSK’ten 5 kişi, hükümet yetkilisi 5 kişi ve Türk-İş sendikasından 5 kişi var. Komisyondan çıkacak kararın, işçi sınıfının değil patronların çıkarlarına uygun bir karar olacağını tahmin etmek zor değil. Buna karşın, işçilerin insanca bir ücret ve insanca bir yaşam için mücadelesi meydanlarda, fabrika önlerinde, işyerlerinde devam edecek.

Erdoğan’ın Konuşması Filistin Protestosuyla Kesildi!

Filistin’e giden petrolü protesto eden eylemciler. [Kaynak: karar.com]

Cumhurbaşkanı Erdoğan TRT World Forum’da konuşma yaptığı sırada, Filistin dostu 9 kişi SOCAR’ın Türkiye üzerinden gerçekleştirdiği petrol nakliyatını ve sürdürülen ticareti protesto etti. Bu protesto nedeniyle farklı gruplardan oluşan Filistin dostları, cezası hapis olmayan bir iddia için tutuklu yargılanmak üzere gözaltına alındılar. Kameraların önünde Filistin’de süren vahşette Türkiye’nin payı olduğunu, “Neden Azerbaycan petrolü Türkiye üzerinden İsrail’e gidiyor?” diyerek protesto etmelerinin karşılığı olarak Cumhurbaşkanı’na hakaret etmiş oldukları öne sürülerek tutuklanmaları istendi. Kamuoyunda oluşan tepki ve baskı nedeniyle alınan tutuklu yargılama kararı, yine bu kararı alan savcının iptal etmesi sonrasında kalktı. Filistin dostları, Türkiye’den işgalcilere sevkiyat devam ettikçe her alanda Filistin direnişinin sesini yükseltmeye devam edecek.